Pupu ve Ayaz Ovasının Beş Yumuşak Durağı
Ayaz Ovası'nda akşam, gökyüzüne dökülen bir avuç gümüş tozu gibi sessizce başlamıştı. Gri kulak uçlu minik kar tavşanı Pupu, turkuaz atkısını boynuna doladı ve yuvasına götürmek için ay çiçeğinden düşen yumuşak bir tüyü aldı. O gece gözleri uykuyu arıyor ama zihni günün koşuşturmasını bırakmıyordu. Bilge kar baykuşu Yuna, tüyü avucunda sıkmadan taşımasını ve eve giden patikadaki beş yumuşak durakta birer kez yavaşça nefes almasını önerdi.
İlk durak, karın üstüne eğilmiş gümüş huş ağacıydı. İncecik dallardan düşen taneler pıt pıt diye yumuşak sesler çıkarıyordu. Pupu burnundan sakince nefes aldı, atkısının ucunun hafifçe yükselip indiğini izledi ve ay tüyünü açık avucunda dinlendirdi. İkinci durakta donmamış küçük pınar, taşların arasından usulca şırıldıyordu. Pupu suyun üç yuvarlak taşa değen sesini saydı; omuzları gevşedi, kulakları rahatça yana düştü. Yuna uzaktan sessiz kanatlarla ona eşlik etti.
Üçüncü durak, kar altında uyuyan lavanta tümseğiydi. Pupu eğilip toprağın sakladığı belli belirsiz kokuyu duydu; nefesini verirken günün acele düşüncelerinin buhar gibi uzaklaştığını hayal etti. Dördüncü durakta beyaz tüylü sazlar, rüzgârla aynı yöne doğru yavaşça salınıyordu. Pupu da onların ritmine uyup bir adım attı, sonra durdu. Ay tüyü avucunda ne kaçtı ne ezildi. Ova büyüktü, fakat her sessiz ses ona yuvaya yaklaştığını fısıldıyordu.
Beşinci durak, Pupu'nun yuvasının önündeki yuvarlak kar tepesiydi. Buradan bakınca huş ağacı, pınar, lavanta tümseği ve sazlar ay ışığında küçük, güvenli işaretler gibi görünüyordu. Pupu son kez yavaşça nefes aldı; karnı yumuşakça yükseldi, sonra indi. Yuna ay tüyünü başucundaki ceviz kabuğu sepete bıraktı. Pupu, bütün günün seslerini tek tek uğurladı: pıtırtı sustu, şırıltı uzaklaştı, sazların hışırtısı ince bir ninniye dönüştü.
Yuvanın içinde kuru ot yatağı sıcacık, duvarlardaki don desenleri ay ışığında soluk maviydi. Pupu turkuaz atkısını katlayıp yatağının yanına koydu, patilerini karnında birleştirdi. Zihnine yeni bir düşünce geldiğinde onu kovalamadı; kar tanesi gibi gelip yere konmasına izin verdi. Beş durağı sırasıyla hatırladı ve her birinde nefesini biraz daha yavaşlattı. Gözkapakları ağırlaşırken Yuna dışarıdaki dala kondu. Pupu, dinlenmenin aceleyi yenmek değil, bedene güvenli ve sakin bir yol göstermek olduğunu bilerek huzurla uyudu. Dışarıda ova sessizce parlıyor, huş dalları dinleniyor, pınar ayın altında minicik bir sır gibi akmaya devam ediyordu. Pupu'nun nefesi yuvanın sıcaklığına karıştı. Gece usulca ve sakince ilerledi.