Çocuk Masalları 3 Görüntülenme 2 dk okuma

Alya ve Konuşma Mandalları: Her Sese Yer Açan Masal

Alya'nın sınıfı bahar şenliği için ortak bir oyun tasarlayacaktı. Öğretmenleri fikirlerini sorduğunda heyecanlı sesler aynı anda yükseldi. Bazı çocuklar sahne, bazıları hazine avı, bazıları da dev bir kukla istiyordu. Yumuşak konuşan Cem ile işaretlerle anlatmayı seven Deren'in fikirleri gürültü içinde duyulmadı. Alya da söylemek istediği cümleyi üç kez yutunca herkesin konuştuğu ama kimsenin tam dinlenmediği bir oyunun gerçekten ortak olamayacağını düşündü.

Teneffüste Alya geri dönüşüm kutusundan yuvarlak bir tahta pano buldu. Kenarına renkli mandallar taktı ve her çocuğa bir mandal verdi. Kural basitti: Fikrini paylaşan mandalını panonun ortasına takacak, sonra iki arkadaşının sözünü dinlemeden yeniden konuşmayacaktı. Dinleyenler duyduklarını kısa bir cümleyle tekrar edecekti. Alya bu düzene 'Her Sese Yer' adını verdi. Öğretmenleri denemelerine izin verince sınıf çember oldu, mandallar avuçlarda sabırla beklemeye başladı.

İlk turda hızlı konuşan Aras hazine avı fikrini anlattı ve mor mandalını ortaya taktı. Sonra Deren, hazırladığı resimli kartlarla oyunun tekerlekli sandalye kullanan arkadaşı Ekin için de kolay geçilecek bir rota izlemesini önerdi. Cem ise gürültüden yorulanların dinlenebileceği sessiz bir ipucu köşesi çizdi. Alya onların fikirlerini tekrar edince ikisinin de yüzü aydınlandı. Çocuklar, kısa bir sessizliğin boşluk olmadığını; yeni bir düşüncenin kapısını açabildiğini fark etti.

İkinci turda iki çocuk aynı anda mandalını takmak isteyince pano devrildi. Kimse kızmadan mandalları topladılar. Alya, konuşma sırasını belirlemek için panoyu çevirmeyi; konuşmak istemeyenlerin mandalını bir arkadaşına verip fikrini çizimle sunabilmesini önerdi. Böylece söz almak zorunluluk değil, güvenli bir seçenek oldu. Öğretmenleri kuralları panoya resimlerle çizdi; okumayı yeni öğrenenler de düzeni kolayca anladı. Küçük bir kum saati, herkesin süresini nazikçe eşitledi. En sonunda hazine avını, kukla sahnesini ve sessiz köşeyi birleştirdiler. Her fikir oyunun başka bir durağına dönüştü; kimseninki tek başına bütün oyunu kaplamadı.

Şenlik günü aileler renkli rotayı izledi, kuklalardan ipucu aldı ve sessiz köşede resimli bilmeceleri çözdü. Ekin bütün duraklara rahatça ulaştı; Cem kendi çizdiği ipucunu gururla gösterdi, Deren kartlarla oyunu yönetti. Alya panoya asılı rengârenk mandallara bakıp gerçek ortaklığın yalnız konuşmak değil, başkasına yer açmak olduğunu anladı. Sınıf daha sonra panoyu her toplantıda kullandı. Yeni öğrenciler de kuralları ilk günden rahatça anlayıp çembere katıldı. Çünkü düşünceler sırayla söylendiğinde küçülmüyor, birbirini dinleyen çocukların ellerinde birleşip daha kapsayıcı ve neşeli fikirlere dönüşüyordu.