Ela’nın Duygu Bahçesi: Renkli Tohumların Masalı
Yedi yaşındaki Ela, okuldan geldiğinde çantasını sandalyeye biraz sert bıraktı. Resim yarışmasında yaptığı gökkuşağı seçilmemişti; hem üzgün hem kızgın hissediyor ama hangisini söyleyeceğini bilemiyordu. Büyükannesinin bahçesine çıkınca Momo adlı tavşanı, eski bir sandığın önünde beklerken buldu. Sandığın içinde mavi, kırmızı, sarı ve mor dört tohum kesesi vardı. Kapağında, ‘Her duyguya yer açan bahçe büyür,’ yazıyordu.
Ela önce sarı tohumları ekti. Güneşi görünce kahkaha biçimli çiçekler açtı; Ela, arkadaşlarıyla ip atladığı neşeli anı hatırladı. Mavi tohumlardan yağmur damlası gibi çan çiçekleri çıktı. Ela yarışma sonucunu düşününce gözleri doldu. Momo sessizce yanına oturdu. Ela, ‘Üzgünüm, çünkü resmim için çok çalışmıştım,’ dedi. Bunu söyleyince üzüntüsü kaybolmadı ama içinde sıkışmak yerine mavi çiçeklerin yanında sakince durabildi.
Kırmızı tohumları ekerken toprak ısındı ve kıvılcım yapraklı çiçekler yükseldi. Ela ellerini sıktığını fark etti. ‘Kızgınım, çünkü kimsenin emeğimi görmediğini düşündüm,’ dedi. Büyükannesi ona öfkenin bir haberci olabileceğini anlattı: adaletsiz gelen şeyi gösterir, fakat ne yapacağına Ela karar verirdi. Birlikte üç kez yavaş nefes aldılar; sonra Ela ellerini açıp toprağı nazikçe düzeltti. Kırmızı çiçeklerin alevleri yumuşak yapraklara dönüştü.
Mor kesede cesaret tohumları vardı ama toprağa girmek istemiyorlardı. Ela, yarışmayı düzenleyen öğretmeniyle konuşmaktan çekindiğini fark etti. Momo burnuyla tohumu hafifçe itti. Ela, ‘Sonucu değiştirmek için değil, resmimi nasıl geliştireceğimi öğrenmek için sorabilirim,’ dedi. Bu düşünceyle mor tohumu ekti. Topraktan küçük bir yıldız çiçeği çıktı. Cesaretin korkusuz olmak değil, kalbi hızlı çarparken iyi bir adım seçmek olduğunu anladı.
Ertesi gün Ela öğretmenine duygularını sakin bir sesle anlattı. Öğretmeni gökkuşağındaki renk geçişlerini çok sevdiğini, fakat resmin öyküsünün anlaşılmadığını söyledi ve yeni fikirler verdi. Ela’nın arkadaşı Can da kendi resminin yırtıldığı için üzgün olduğunu fısıldadı. Ela onu Duygu Bahçesi’ne çağırdı. Birlikte yeni tohumlar ekerken bazen aynı anda iki, hatta üç duygu hissedilebildiğini keşfettiler. Bahçede hiçbir renk ötekini kovmuyordu.
Hafta sonunda bahçe sarı kahkahalar, mavi çanlar, kırmızı yapraklar ve mor yıldızlarla doldu. Ela resmini yeniden yaptı; bu kez gökkuşağının altında bütün duyguların yetiştiği bahçeyi çizdi. Resmi ödül alsın diye değil, anlatmak istediği şeyi paylaşmak için tamamladı. Momo turuncu fularını sallarken Ela gülümsedi. O günden sonra duygularını iyi ya da kötü diye saklamadı; adlarını söyledi, mesajlarını dinledi ve güvenli seçimler yaptı. Her duygu, özenle bakıldığında kalbin bahçesine bir şey öğretiyordu.