Uyku Öncesi Masallar 4 Görüntülenme 2 dk okuma

Fındık Faresi Lila ve Ayın Sessiz Salıncağı

Ihlamur Ağacı’nın kovuğundaki küçük odasında yaşayan fındık faresi Lila, o gece yıldız yastığını üç kez çevirdiği hâlde uyuyamıyordu. Günün sesleri hâlâ kulaklarında zıplıyordu: fincanların tıkırtısı, arkadaşlarının kahkahası, rüzgârın pencereye dokunuşu. Lila gözlerini kapattıkça sesler daha çok koşuyor gibiydi. Tam o sırada pervaza yuvarlak kanatlı Pof adlı bir güve kondu. ‘Ay Bahçesi’nin salıncağı boş,’ diye yumuşacık fısıldadı.

Lila krem hırkasını giydi, yıldız yastığını kucakladı ve Pof’un ardından bahçeye çıktı. Gece soğuk değil, serin bir mendil gibiydi. Papatyalar kapanmış, çiy damlaları yaprakların üzerinde uyukluyordu. Ay Bahçesi’nin kapısında iki gümüş yaprak yavaşça açıldı. Pof, ‘İçeri girmek için acele etmene gerek yok,’ dedi. Lila burnundan çiçek koklar gibi nefes aldı, ağzından sıcak sütü soğutur gibi uzun uzun verdi.

Bahçenin ilk köşesinde minik kavanozlar diziliydi. Her kavanoz günün bir sesini saklıyordu. Lila fincan tıkırtısını mavi kavanoza, koşan ayakları yeşil kavanoza, kafasında tekrar eden yarım şarkıyı mor kavanoza koyduğunu hayal etti. Kapakları sıkıca kapatmadı; seslerin de hava alıp dinlenmesine izin verdi. Kavanozların içindeki parıltılar yavaşladı. Lila’nın kulakları gevşedi, omuzları hırkasının içinde aşağı indi.

Sonra ay ışığından örülmüş küçük bir salıncağa vardılar. Salıncak bir ileri bir geri giderken Pof, Lila’dan bedenini sırayla fark etmesini istedi. Lila terliklerinin içindeki ayaklarını, karnındaki sakin nefesi, yastığa sarılan kollarını ve gülümseyen yanaklarını düşündü. Her salınışta biraz daha ağır, biraz daha rahat hissetti. Yakındaki gölette nilüferler kıpırdamıyor, su yıldızları sessizce yansıtıyordu.

Pof, salıncağın ipine küçücük bir ay çanı astı. Çan yüksek sesle çalmadı; yalnızca rüzgâr dokununca ‘dinlen’ der gibi incecik bir tını bıraktı. Lila gün içinde güzel olan üç şeyi düşündü: paylaştığı fındığı, arkadaşının komik şapkasını ve annesinin sıcak çorbasını. Sonra yarının düşüncelerini bir yaprağın üzerine bırakıp göletin kıyısına koydu. ‘Sabah olunca yine bakarsın,’ dedi Pof. Lila’nın göz kapakları yumuşakça ağırlaştı.

Lila başını yıldız yastığına koyduğunda salıncak onu kovuğundaki yatağa kadar taşımış gibi oldu. Annesi battaniyesini düzeltti; pencerenin dışında Pof bir kez kanat salladı. Günün sesleri kavanozlarda, yarının düşünceleri yaprağın üzerinde güvendeydi. Lila üç sakin nefes aldı ve kuyruğunu ayaklarına doladı. O geceden sonra uyku hemen gelmediğinde onunla yarışmadı; seslere dinlenecek yer, bedenine yavaşlayacak zaman verdi. Ayın sessiz salıncağı rüyalarında usulca sallandı. Odanın sessizliği onu yumuşacık bir battaniye gibi bütünüyle usulca sardı.