Peli ve Söğüt Salıncağının Beş Yavaş Esnemesi
Gün batarken minik fındık faresi Peli, dere kıyısındaki söğüdün alçak dalına asılı hasır salıncağına tırmandı. Lavanta rengi uyku yeleğini giymiş, fındık kabuğu fincanındaki ılık sütünü bitirmişti; yine de kulakları günün bütün sesleriyle doluydu. Gökyüzü turuncudan koyu maviye yavaşça dönüyordu. Yapraklar kıpırdıyor, dere taşlara değiyor, uzaktaki kurbağalar usulca sesleniyordu. Peli bu sesleri susturmaya çalışmak yerine her birine iyi geceler demeye karar verdi. Kuyruğunu yumuşak battaniyesine doladı ve ilk yavaş esnemesini yaptı.
Birinci esnemede salıncak öne giderken Peli burnundan serin söğüt kokusunu içine çekti, geriye dönerken nefesini sessizce bıraktı. İkinci esnemede ayın dere üzerinde çizdiği gümüş yolu izledi. Su acele etmiyor; küçük halkalar kıyıya ulaşıp usulca kayboluyordu. Çimenlerdeki çiy damlaları bile iyice sakinleşmişti. Peli de omuzlarını gevşetti. Yaprakların hışırtısı artık kalabalık bir gürültü değil, aynı ninninin yumuşak parçaları gibiydi. Salıncağın ipleri hafifçe gıcırdadı, ama güvenli düğümler yerinde durdu.
Üçüncü esnemede Peli ön patilerini battaniyenin altına soktu. Söğüdün kovuğunda uyuyan uğur böceklerini, sazların arasında başını kanadına koyan ördeği gördü. Her canlının dinlenme biçimi farklıydı; kimi kıvrılıyor, kimi tek ayağını saklıyor, kimi yaprağın altına sığınıyordu. Küçük burnu her nefeste biraz daha yavaşlıyordu. Peli gözlerini yarıya kadar kapatınca gündüz çözemediği küçük düşünceler aklına geldi. Onları birer kuru yaprak gibi derenin üzerine bıraktığını hayal etti; su yaprakları ağır ağır uzağa taşıdı.
Dördüncü esnemede gökyüzünde ilk yıldız, sonra iki küçük yıldız daha belirdi. Peli sayıları çoğaltmak yerine yalnızca üç parıltıya baktı; çünkü uyku bir yarış değildi. Salıncak artık daha kısa hareket ediyor, dere daha uzaktan duyuluyordu. Kuyruğunun ucu da battaniyede sessizce dinleniyordu. Peli kalbinin sakin vuruşunu fark etti ve kendine, yarının oyunlarının sabahı bekleyebileceğini fısıldadı. Söğüt dalı hafif rüzgârla eğildi, yapraklardan biri battaniyenin yanına kondu. Peli onu küçük bir gece selamı gibi kabul etti.
Beşinci ve son esnemede Peli derin bir nefes aldı, patilerini serbest bıraktı ve başını yosun dolu yastığa koydu. Ayın gümüş yolu gözkapaklarının ardında yumuşak bir çizgiye dönüştü. Rüyalar yakındaki çalılıkta sabırla sıralarını bekliyordu. Kurbağaların sesi seyrekleşti, salıncak neredeyse durdu, söğüt yaprakları ince bir örtü gibi çevresini sardı. Peli, dinlenmenin hiçbir şeyi kaçırmak olmadığını; bedenine ve zihnine yeni bir gün için sevgiyle yer açmak olduğunu düşündü. Bu düşünce tamamlanmadan uyku geldi ve dere kıyısı sabaha kadar huzurla nefes aldı.