Uyku Öncesi Masallar 6 Görüntülenme 2 dk okuma

Numa ve Pencere Yağmurunun Altı Yumuşak Ritmi

Akşam, Yonca Tepesi'nin üstüne yumuşacık bir yağmur getirmişti. Minik tavşan Numa, çatı penceresinin önündeki minderine kıvrıldı ama gözlerini kapatamadı. Damlalar bazen hızlı, bazen yavaş vuruyordu. Büyükbabası, gök mavisi hırkasının cebinden küçük ceviz kabuğu tekneyi çıkardı. “Yağmurun altı yumuşak ritmini bulursan düşüncelerin de yuvalarına döner,” dedi. Büyükbabası ona acele etmeden, yalnızca gelen sesi karşılamasını; bir ritmi kaçırırsa yağmurun mutlaka yenisini getireceğini hatırlattı. Bu düşünce Numa'nın içini ılık süt gibi hemen rahatlattı. Yağmur hep orada, yanındaydı. Numa battaniyesini omzuna alıp dikkatle dinlemeye başladı.

İlk ritim, pencerenin geniş camında duyuldu: pıt, pıt, sonra sessizlik. Numa her iki damladan sonra burnundan yavaşça nefes aldı. İkinci ritim, çatının eğimli kiremitlerinde ince bir fısıltıydı. Kulaklarını germek yerine gevşetti; omuzları minderin sıcaklığına bırakıldı. Dışarıdaki damlalar acele etmeden oluklara yürürken Numa'nın gün boyunca aklında dolaşan oyunlar da yavaşlamaya başladı.

Üçüncü ritim, yağmur oluğundan taş çanağa düşen yuvarlak seslerdi. Büyükbabası ceviz tekneyi çanağa bıraktı; tekne her damlada küçücükçe sallandı. Numa dört sakin salınım saydı, sonra sayıları bıraktı. Dördüncü ritim, ıslanan lavanta yapraklarının birbirine dokunmasıydı. Pencereden gelen hafif koku odayı doldururken Numa, ayak uçlarından kulaklarına kadar bütün bedeninin ağır ve rahat olduğunu düşündü.

Beşinci ritim, söğüt dalından düşen son damlanın nilüfer yaprağına kondurduğu ince tınıydı. Bahçedeki minik salyangoz yaprağın altında güvenle bekliyordu. Numa da battaniyesini çenesine kadar çekti. Büyükbabası lambayı biraz kıstı; odadaki gölgeler korkutucu değil, yumuşak yastıklar gibi yuvarlandı. Numa bir nefes aldı, iki nefeste usulca verdi; kulakları artık yatağının iki yanına dinlenmişti.

Altıncı ritim hemen gelmedi. Numa sessizliğin içine kulak verdi. Yağmur hafiflediğinde çatıdan tek bir damla düştü, sonra evin ahşap duvarları sıcakça çıtırdadı. İşte son ritim, sesle sessizlik arasındaki geniş ve huzurlu boşluktu. Büyükbabası ceviz tekneyi pencere pervazına koydu, Numa'nın alnını öptü ve odadan ağır adımlarla çıktı. Kapı aralık kaldı; koridordan bal renkli bir ışık uzandı.

Numa gözlerini kapadığında altı ritim düşünde bir dereye dönüştü. Ceviz tekne lavantaların yanından geçti, nilüferin çevresinde bir kez döndü ve yıldızların yansıdığı sakin kıyıya yanaştı. Minik tavşan hiçbir yere yetişmek zorunda değildi; yağmurun da dinlenmek için yavaşladığını biliyordu. Son düşüncesi, “Her sesin ardından huzurlu bir sessizlik gelir,” oldu. Nefesi yumuşadı, patileri gevşedi ve Yonca Tepesi uyurken Numa tatlı bir uykuya daldı.