Kivi ve Ay Işığı Yorganı: Yumuşacık Bir Uyku Masalı
Okaliptüs Ormanı'nın üstünde ay ince bir kayık gibi dururken minik koala Kivi yatağında gözlerini kırpıştırıyordu. Odası sıcaktı, yastığı okaliptüs kokuyordu; fakat gün boyunca düşündüğü şeyler zihninde minik toplar gibi yuvarlanıyordu. Yarınki resim, bulamadığı kırmızı kalem ve yarım kalan oyun sırayla aklına geliyordu. Yuvarlak pencereye konan ay güvesi Luna, kanatlarını usulca açıp “Düşünceler dinlenmeyi de öğrenebilir,” diye fısıldadı.
Luna, komodinin üstüne küçük bir yarın sepeti bıraktı. Kivi aklına gelen her işi hayalinde yumuşak bir yaprağa koydu: kalemi aramak, resmi bitirmek, arkadaşına soru sormak. Yaprakları sepete yerleştirince hiçbir düşünce kaybolmadı; yalnızca sabaha kadar güvenli bir yerde beklemeye başladı. Kivi sepetin kapağını kapattı ve “Sizinle yarın ilgileneceğim,” dedi. Omuzları biraz indi, kulakları gevşedi.
Sonra birlikte odanın ışıklarını azalttılar. Luna'nın sıcak parıltısı tavanda yavaş halkalar çizdi. Kivi burnundan dört küçük sayımda nefes aldı, dört sayımda usulca verdi. Nefesi içeri girerken serin bir gece esintisi, dışarı çıkarken yumuşak bir bulut hayal etti. Ayak parmaklarını, karnını, omuzlarını ve yüzünü sırayla dinlendirdi. Her nefeste yatağı onu biraz daha nazikçe taşıyor, battaniyesi biraz daha hafif geliyordu.
Pencereden ormanın gece sesleri duyuldu. Uzak dere telaşsızca şırıldıyor, yapraklar hafifçe hışırdıyor, bir cırcır böceği uzun aralarla ötüyordu. Kivi sesleri saymaya çalışmadı; gelip geçmelerine izin verdi. Günün üç güzel anını düşündü: annesinin sıcak kucaklamasını, arkadaşıyla paylaştığı armudu ve yağmurdan sonra parlayan bir damlayı. Güzel anılar, kalbinin çevresine görünmez ve sıcacık bir yorgan gibi serildi.
Luna, pencerenin önündeki ay ışığından incecik bir şerit aldı ve Kivi'nin battaniyesinin üzerine bıraktı. Şerit, gümüş bir dikiş gibi yorganın kenarında parladı. Kivi yan dönüp kuyruğunu rahatça yerleştirdi. Bir nefeste ay ışığını içeri aldı, ötekinde günün yorgunluğunu dışarı bıraktı. Yarın sepeti sessizdi, orman sakindi. Göz kapakları ağırlaşırken Luna kanatlarını Kivi'nin nefesiyle aynı yavaş ritimde açıp kapadı.
Kivi, uykunun uzaktan koşarak gelmediğini fark etti; o, oda sakinleşince yanına kıvrılan sessiz bir dosttu. Önce alnı, sonra kulakları, ardından bütün bedeni dinlendi. Rüyasında ay ışığı yorganıyla yumuşak bulutların üstünde süzüldü. Luna pencere kenarında nöbet tutarken orman da derin bir nefes aldı. Sabahın işleri sepette güvendeydi. Kivi, düşünceleri yarına bırakmanın ve bedenini nazikçe dinlemenin huzurlu uykuya açılan yolu olduğunu öğrendi. Ayın sessiz ışığı odasında kalırken sabaha kadar derin, tatlı ve huzurlu uyudu.