Klasik Masallar 37 Görüntülenme 2 dk okuma

Duru'nun Gümüş Feneri: Baharı Getiren İyilik

Bir varmış bir yokmuş, Fısıltı Ormanı'nın eteğindeki Çınaraltı köyünde Duru adında küçük bir kız yaşarmış. Al yün şalını omzuna atar, elindeki minik gümüş feneriyle her akşam yaşlı ninesine masal okurmuş. Yoksul ama güler yüzlü Duru'nun evi köyün en küçüğüymüş; yine de kapısı herkese, her yorgun yolcuya açıkmış. Köyün tepesinde ise, sisler içinde eski bir kale sessizce yükselirmiş.

O yıl kış çok erken gelmiş, sanki bütün dünya buz tutmuş. Bir akşam Duru ormanın kıyısında altın boynuzlu, ürkek bir geyik yavrusu görmüş; ayağı devrilmiş bir dala sıkışmış, soğuktan titriyormuş. 'Korkma küçük dostum,' demiş Duru yumuşacık bir sesle. Al şalını çıkarıp geyiğin üzerine örtmüş, feneriyle onu ısıtmış ve dalları usulca aralayıp yavruyu özgürlüğüne kavuşturmuş.

Geyik o an şaşırtıcı bir şekilde konuşmuş: 'İyi kalpli Duru, tepedeki kalenin çeşmesi buz tuttu, o yüzden köyünüze bahar bir türlü gelmiyor. Kalenin bahçesinde, taştan bir yürek gibi donmuş yalnız bir pınar var. Onu ancak gerçek bir iyilik eritebilir.' Duru bir an düşünmüş, sonra fenerini sımsıkı kavrayıp, 'Öyleyse hemen yola çıkmalıyım,' demiş ve karlı patikaya cesurca adım atmış.

Yol upuzun ve buz gibiymiş. Rüzgâr fenerin ışığını söndürmeye çalışıyor, kar Duru'nun yanaklarını kızartıyormuş. Kaleye vardığında donmuş pınarın başında, üşümüş ve mahzun bir ihtiyar oturuyormuş; meğer bu, yıllardır kimsenin sevgi göstermediği yapayalnız kralmış. Duru çok yorgunmuş, çantasında yalnızca bir dilim ekmeği kalmış. Geri dönmeyi bile düşünmüş ama ihtiyarın titreyen ellerini görünce olduğu yerde duraklamış.

Duru hiç düşünmeden son ekmeğini ihtiyarla paylaşmış, al şalını onun omzuna örtmüş ve minik fenerini donmuş pınarın tam ortasına usulca yerleştirmiş. 'Isınmak için bir dostunuz olsun yeter,' demiş tatlı tatlı gülümseyerek. İşte tam o an, sıcacık bir ışık pınarın buzunu eritmeye başlamış; önce damla damla, sonra şırıl şırıl akmış berrak su. İhtiyar kralın gözleri sevinçle dolmuş, buz kesmiş yüreği yeniden ısınmış.

Pınar çağladıkça karlar erimiş, Çınaraltı köyüne bir gecede bahar gelivermiş; ağaçlar çiçek açmış, kuşlar neşeyle cıvıldamış. Kral artık hiç yalnız değilmiş; köylülerle dost olmuş ve her bahar Duru'ya minnetle bir demet çiçek gönderirmiş. Duru o günden sonra anlamış ki, en küçük bir iyilik, paylaşılan bir dilim ekmek bile en soğuk yürekleri ısıtır ve koca bir dünyayı baharla doldurabilirmiş.