Kuzey ile Susan Dere: Bir Elin Nesi Var, İki Elin Sesi Var
Bir varmış bir yokmuş, yüksek bir dağın eteğinde şirin mi şirin küçük bir köy varmış. Köyün tam ortasından şırıl şırıl akan berrak bir dere, herkesin neşe kaynağıymış. Bu köyde Kuzey adında güler yüzlü, girişken bir çocuk yaşarmış. Sadık köpeğiyle her sabah dereden bir tas su içer, kapı kapı dolaşıp komşulara sevgiyle 'Günaydın!' dermiş. Köylüler tarlalarını bu dereyle sular, çocuklar serin kıyısında oynar, kuşlar bile gelip kanat çırparmış.
Ne var ki bir gece, dağın tepesinden kopan kapkoca bir kaya, gürültüyle yuvarlana yuvarlana inip derenin yolunu tıkamış. Sabah olunca köylüler ne görsün — dere susmuş, sular çekilivermiş! Tarlalar yavaş yavaş kurumaya, rengârenk çiçekler solmaya başlamış. 'Eyvah, susuz kaldık, halimiz ne olacak?' diye telaşlanmış herkes. Kuzey de üzülerek dev kayaya bakmış; kaya öyle büyükmüş ki koca gövdesi neredeyse dereyi baştan başa kaplarmış.
Önce köyün en güçlü demirci amcası gelmiş, kollarını sıvayıp var gücüyle itmiş, itmiş; ama kaya kılını bile kıpırdatmamış. Sonra çiftçi teyze koca öküzüyle denemiş, o da olmamış. Yaşlı dede bastonuyla dürtmüş, delikanlılar teker teker asılmış, yine de kaya yerinden bir parmak bile oynamamış. Herkes yorgun, ter içinde ve umutsuz, başını önüne eğmiş. 'Bu iş tek başına olmuyor,' demiş Kuzey usulca, düşünceli düşünceli.
O gece Kuzey'in aklına harika, parlak bir fikir gelmiş. Ertesi sabah köy meydanına koşmuş, avazı çıktığı kadar seslenmiş: 'Tek başımıza yapamadık ama hep birlikte yaparız! Bir elin nesi var, iki elin sesi var!' Kapı kapı dolaşıp herkesi çağırmış — demirci amcayı, çiftçi teyzeyi, ak saçlı dedeyi, anaları, çocukları, hatta köpekleri, keçileri, minik serçeleri bile. Küçük büyük demeden bütün köy meydanda toplanmış.
Kalın mı kalın halatı hep beraber kayaya sımsıkı bağlamışlar. Kuzey 'Bir... iki... üç... HEYAMOLA!' diye bağırınca herkes var gücüyle asılmış. Demirci itmiş, öküz çekmiş, çocuklar halatı tutmuş, köpekler neşeyle havlamış, serçeler cıvıldayıp cesaret vermiş. Önce usulca, sonra gürül gürül koca kaya yerinden oynayıvermiş! Tıkanan dere birden şırıl şırıl yeniden akmaya başlamış. Sular köye yeniden can vermiş, herkes sevinçten el ele halay çekmiş.
O günden sonra köylüler her zorluğu imeceyle, el ele, gönül gönüle aşmışlar. Kuzey gülümseyerek şöyle demiş: 'Gördünüz mü? Tek başına dururken dev bir kaya bile bizi durdurabilir; ama el ele verince en büyük engeller bile eriyip gider. Birlikten kuvvet doğar, dayanışma her kapıyı açar.' İşte o küçük köy, bir arada olmanın, dayanışmanın tadını hiç unutmamış; dereleri hep berrak, kalpleri hep birlikte akmış.