Yaren ve Camdan Tohum: Solmayan Dileğin Klasik Masalı
Bir varmış, bir yokmuş; Narçiçeği Ülkesi'nde bahar her yıl sarayın en yüksek kulesindeki çanla başlarmış. Bir sene çan çaldığı hâlde bahçelerde tek tomurcuk açmamış. Kuru dallar rüzgârda birbirine değiyor, fakat hiç koku yayılmıyormuş. Hükümdar, hazineden ceviz büyüklüğünde saydam bir tohum çıkarıp onu yeşertene bir sandık altın vereceğini duyurmuş. Bahçıvan çırağı Yaren, tohumun içindeki soluk filizin ışığını görmüş. Altını değil, susan bahçenin yeniden kuşlarla dolmasını dileyerek gök mavisi elbisesini giymiş, küçük küreğini almış ve saraya gitmiş.
Saray bilginleri tohumu gümüş saksıya, ipek yastığa ve öğütülmüş inciye koymuş; fakat cam yüzey buz gibi kalmış. Yaren tohumu avucunda tutunca içinden üç ince ışık, kurumuş gül avlusuna, boş mutfağa ve dış kapıdaki tozlu yola uzanmış. Önce gül avlusuna gitmiş. Başbahçıvan, kalan son testi suyu yalnız kraliyet güllerine ayırmak istemiş. Yaren suyu çatlamış toprağa azar azar dağıtmış; serçeler gelip ıslak yerden içince tohumun içinde ilk yeşil kıvılcım belirmiş.
İkinci ışık saray mutfağındaki yaşlı aşçıya varmış. Kilerde yalnız bir avuç mercimek ve birkaç kuru soğan kalmış; kapıda ise aç köylüler bekliyormuş. Yaren, küçük tencerenin yetmeyeceğinden korkan aşçıya herkesin bir malzeme getirmesini önermiş. Biri havuç, biri bulgur, biri nane getirmiş; büyük kazanda bereketli bir çorba kaynamış. İlk tası dışarıdaki çocuklara verdiklerinde camdan tohum ısınmış, içindeki filiz ikinci yaprağını açmış ve mutfağı yumuşak altın ışık doldurmuş.
Son ışık Yaren'i taş kapının dışındaki terk edilmiş çeşmeye götürmüş. Çeşmenin taş oluğunda tek bir ıslak iz bile kalmamış. Çeşmenin ağzını saray yapılırken üst üste yığılan süslü mermerler kapatmış. Hükümdarın görevlileri taşları kaldırmanın görüntüyü bozacağını söylemiş. Yaren, kupkuru bahçenin güzelliğinin duvarlarda değil, akan suda yaşayacağını anlatmış. Köylülerle saraylılar omuz omuza verip mermerleri dikkatle çekmiş. Berrak su oluğa dolunca Yaren tohumu gösterişli saksıya değil, çeşmenin yanındaki koyu çamura dikmiş; tohum çatlayıp şeffaf bir filize dönüşmüş.
Gece boyunca filiz büyümüş; sabah sarayın duvarını saran dallarda cam gibi parlayan, kokusu kayısıyı andıran çiçekler açmış. Çiçeklerden düşen her tohum, ancak paylaşılan suya, ortak emeğe ve sabırlı bakıma değdiğinde filizleniyormuş. Hükümdar altın sandığı Yaren'e uzatmış. Yaren, altınla köy çeşmelerinin onarılmasını ve halka açık bir tohum bahçesi kurulmasını istemiş. O günden sonra Narçiçeği Ülkesi, gerçek bereketin değerli kaplarda değil; doğayı dinleyen, elindekini paylaşan ve birlikte çalışan kalplerde büyüdüğünü hiç unutmamış.