Kerem ile Altın Balık: Paylaşınca Çoğalan Bereketin Masalı
Bir varmış bir yokmuş, dağların koynundaki berrak bir gölün kıyısında Kerem adında iyi kalpli bir balıkçı çocuk yaşarmış. Yamalı kahverengi yeleği ve hasır şapkasıyla her sabah oltasını omuzlar, gülümseyerek göle inermiş. Yoksulmuş ama neşesi hiç eksilmezmiş. 'Bir tas çorbam, bir de şu güzel gölüm var ya, gerisi kolay!' dermiş. Kuşlar onun türküsüne eşlik eder, gölün suyu güneşte ışıl ışıl parlarmış.
O gün oltası bir anda ağırlaşmış. Kerem heyecanla çekince, suyun içinden pırıl pırıl parlayan altın bir balık çıkmış. Pulları güneş gibi parlıyor, kuyruğu gökkuşağı renklerinde salınıyormuş. Kerem şaşkınlıktan ağzı açık kalmış. Tam o sırada balık usulca konuşmuş: 'Merhaba iyi yürekli Kerem. Beni yakaladın, artık dileklerini yerine getirebilirim. İster altın, ister saray, ne dilersen dile!' Çocuğun kalbi güm güm atmaya başlamış.
Kerem bir an düşünmüş. Aklından altın sandıklar, koca saraylar, pırlantalar geçmiş ama gülümseyip başını sallamış. 'Benim karnım tok, gönlüm zengin,' demiş. 'Sarayı ne yapayım? Ben köyümdeki herkesi düşünüyorum. Kimi zaman ağlar boş dönüyor, kimi çocuk aç yatıyor.' Sonra gözleri umutla parlamış: 'Keşke bu göl herkese yetecek kadar bereketli olsa da kimse aç kalmasa!' Balık, çocuğun bu tok gönlüne hayran hayran bakakalmış.
Kerem, dileğini söyledikten sonra sevgiyle balığa dönmüş. 'Bir de seni özgür bırakıyorum,' demiş. 'Senin yerin bu güzel suların derinliği, benim küçük kavanozum değil.' Avuçlarında usulca taşıdığı altın balığı alnından öpüp göle salıvermiş. Balık bir zıplamış, havada parlak bir kavis çizmiş ve 'Cömert yüreğin ödülsüz kalmayacak, sevgili Kerem!' diyerek suya dalmış. Gölün üstünde küçük altın halkalar yayılmış, sonra her yer sessizleşmiş.
Ertesi sabah köylüler gözlerine inanamamış. Göl balıkla dolup taşmış; ağlar hiç boş dönmez olmuş, sular tatlı tatlı çağıldarmış. Kerem sepetini doldurmuş ama tek başına yememiş. Kapı kapı dolaşıp yaşlılara, çocuklara, komşulara pay dağıtmış. 'Bereket paylaşınca çoğalır!' dermiş gülerek. O günden sonra köyde kimse aç yatmamış, herkesin sofrası şen olmuş. Göl de yıllarca hiç boş dönmeyen bereketli bir göl olarak kalmış.
Sevgili çocuklar, Kerem'in altına değil, paylaşmaya kıymet verdiğini gördünüz. Çünkü gerçek zenginlik, gönlü tok olmak ve elindekini sevdiklerinle bölüşmektir. Açgözlülük insanı hiç doyurmaz, ama kanaat ve cömertlik kalbini ısıtır. Siz de bir tabak yemeğinizi, bir oyuncağınızı ya da güzel bir sözünüzü paylaşın. Göreceksiniz, verdikçe azalmaz; tıpkı Kerem'in gölü gibi, sevginiz de bereketlenip çoğalır. Tok gözlü ve cömert olun!