Uyku Öncesi Masallar 52 Görüntülenme 2 dk okuma

Mino ve Yıldız Değirmeninin Yavaşlayan Kanatları

Ayçiçeği Tepesi’nin altında, fındık kabuklarından yapılmış sıcak bir evde minik fare Mino yaşıyordu. O gece yatağına uzanmış, fakat tepedeki Yıldız Değirmeni’nin kanatları çok hızlı döndüğü için gökyüzündeki yıldızlar da sanki aceleyle kayıyordu. Mino’nun düşünceleri onlarla yarışıyor, uykusu kapının dışında bekliyordu. Ay desenli atkısını boynuna doladı ve tepeye çıktı. Değirmenci Baykuş, “Geceyi yavaşlatmak için önce kendi nefesimizin hızını duymalıyız,” diyerek onu içeri buyur etti.

Değirmenin ilk odasında minik çanlar rüzgârla hızlı hızlı çalıyordu. Baykuş, Mino’dan dört yapraklı bir yoncayı hayal ederek burnundan yavaşça nefes almasını istedi. Mino nefes alırken karnı küçük bir yastık gibi yükseldi; verirken omuzları gevşedi. Her yavaş nefeste çanlardan biri sustu. Son çan da sessizleşince duvarda lavanta renkli bir kapı açıldı. Mino, acele eden düşüncelerinin biraz geride kaldığını fark etti ve Baykuş’un yumuşak kanat sesini takip etti.

İkinci odada gün boyunca biriktirdiği düşünceler, parlayan fındıklar gibi raflarda diziliydi: oynayacağı oyun, yarım bıraktığı resim, yarın soracağı soru. Mino her fındığı küçük bir sepete koyup “Sabaha kadar burada bekleyebilirsin,” dedi. Sepetin kapağı kapanınca odanın ışığı yumuşadı. Pencereden görünen yıldızlar artık daha ağır süzülüyordu. Mino, düşünceleri kovalamak gerekmediğini; onlara dinlenecek bir yer gösterebileceğini anladı. Kalbindeki hızlı tıkırtı, yağmur damlaları kadar düzenli bir sese dönüştü.

En üst katta değirmenin büyük kolu soluk altın ışıkla parlıyordu. Mino kolu tek başına çekmeye çalışmadı; Baykuş’la birlikte üç yavaş nefes saydı. Her verişte kol biraz indi, kanatlar biraz yavaşladı. Birinci nefeste tepenin otları duruldu, ikincide bulutlar ayın çevresine yumuşak bir yorgan gibi serildi, üçüncüde yıldızlar sakin yerlerine oturdu. Değirmen artık gecenin sessiz ritmiyle dönüyordu. Baykuş, Mino’ya küçük bir tüy verdi; tüy avucunda neredeyse hissedilmeyecek kadar hafifti.

Mino evine döndüğünde tüyü başucuna koydu, atkısını düzeltti ve sıcak yatağına kıvrıldı. Dışarıda Yıldız Değirmeni usulca dönüyor, her kanat geçişinde odaya soluk bir ışık uğruyordu. Mino dört yavaş nefes aldı; düşüncelerini sepette güvenle beklerken hayal etti. Yarınki oyunların sabahı bekleyebileceğini biliyordu. Gözleri kapanırken kalbi sakin, bedeni ağır ve evi güvenliydi. O geceden sonra uyku geciktiğinde hiçbir şeye kızmadı; yavaş nefesin, gevşeyen bedenin ve ertelenebilen düşüncelerin geceye huzur getirdiğini hatırladı. Ay ışığı duvarında usulca gezinirken, en son duyduğu ses değirmenin düzenli kanatları ve kendi sakin nefesiydi. Gecenin sakinliği bütün tepeyi sarıyordu.