Lale ve Bakır Çan: Uyanmayan Baharın Klasik Masalı
Bir varmış, bir yokmuş; Nergisova'da her yıl ilk çiğdem açınca dağlardaki kar çekilir, dereler şarkı söylemeye başlarmış. O yıl çiğdemler toprağın altında kalmış, saray çeşmesi buzdan çözülmemiş. Kraliçe, baharı uyandırana bir kese altın vereceğini duyurmuş. Saray bahçıvanının kızı Lale, boş serada üç yaprak kabartmalı eski bir Bakır Çan bulmuş. Seranın camlarında donmuş sarmaşık desenleri, içeride ise unutulmuş tohum keseleri ve boş saksılar sıralanıyormuş; her şey sabırla ve sessizce bekliyormuş. Çanı sallayınca ses çıkmamış; yalnız sapında, ‘Üç iyi iş, üç gerçek ezgi,’ diye fısıldayan ince bir ışık belirmiş.
Lale'nin yolu önce değirmene düşmüş. Değirmenci, köylülere un öğütme sözü verdiği hâlde sarayın büyük siparişi için sıralarını ertelemiş. Lale ona sözlerin görünmeyen köprüler olduğunu hatırlatmış. Değirmenci utanıp çarkı durdurmuş, önce bekleyenlerin buğdayını sırayla öğütmüş; saray için de herkesle birlikte gece çalışmaya karar vermiş. Son çuval sahibine ulaşınca çanın birinci yaprak kabartması yeşile dönmüş. Tok bir ezgi vadide dolaşmış, donmuş derenin kıyısında incecik bir su yolu açılmış.
İkinci yol, dokumacıların avlusuna uzanmış. Ustalar bayram sancağını kimin bitirdiği konusunda tartışıyor, çırakların boyadığı ipleri kendi emekleri gibi gösteriyormuş. Lale, sancağın her rengini hazırlayanın adını sözle anmalarını ve ödülü adaletle bölüşmelerini istemiş. Ustalar çıraklardan özür dilemiş; kırmızı, mavi ve altın ipleri birlikte dokumuşlar. Sancak avluya asılınca ikinci yaprak bal rengi parlamış. Çanın berrak ezgisiyle eriyen kar, susuz ortak bahçenin oluklarına doğru usulca akmış.
Sonunda Lale, sarayın arkasındaki koruluğa varmış. Kraliçenin danışmanı, daha geniş bir seyir alanı açmak için kuşların yuva kurduğu yaşlı alıçları kestirmek üzereymiş. Lale, baharın yalnız saraya değil, köklere ve kanatlara da ait olduğunu cesurca söylemiş. Kraliçe pencereden boşalan dalları görünce buyruğu durdurmuş. Bahçıvanlar kuru dalları budamış, sağlam ağaçları korumuş ve yeni fidanlar dikmiş. Üçüncü yaprak kızıl bakır gibi yanınca çanın en yumuşak ezgisi yükselmiş; tomurcuklar birer birer açılmış.
Sabah olduğunda Nergisova, çiğdem sarısı ve yaprak yeşiliyle ışıldamış. Kraliçe altın kesesini Lale'ye uzatmış; Lale parayla değirmene ortak sıra saati, dokuma avlusuna herkesin emeğini gösteren renkli boncuklar ve koruluğa fidanlık kurulmasını istemiş. Bakır Çan saray hazinesine kapatılmamış, köy meydanındaki çiğdem kemerine asılmış. Halk her bahar onun üç ezgisini dinleyip sözünü tutmayı, emeği paylaşmayı ve canlıların yuvasını gözetmeyi hatırlamış; çünkü iyilik, mevsimleri bile uyandıran en sıcak güneşmiş.