Eğitici Masallar 35 Görüntülenme 2 dk okuma

Kerem ile Tıpır: Yağmur Suyu Toprakta Nasıl İlerler?

Kerem, yağmurdan sonra okul bostanına çıktığında garip bir şey gördü: kumlu oyun köşesinde su hızla kaybolmuş, kil yolun üzerinde ise parlak bir su birikintisi kalmıştı. Limon sarısı mendilli köstebek Tıpır, ıslak topraktan burnunu çıkarıp patilerini silkeledi. ‘Aynı yağmur neden iki yerde başka davranıyor?’ diye sordu Kerem. Fen öğretmeni Selin Hanım, cevap vermek yerine tenteli masaya eş boyda üç şeffaf silindir, üç kâse ve bir sürahi getirdi; birlikte gözlem yapacaklardı.

Silindirlerin altına su geçiren ince süzgeçler yerleştirilmişti. Kerem birine iri taneli kum, birine sıkıştırılmış kil, ötekine yaprak parçalı koyu humus doldurdu. Her birini aynı yüksekliğe kadar tamamlayıp altlarına boş kâseleri koydular. Selin Hanım, boşlukların suyun geçebileceği küçük yollar olduğunu anlattı. Kum taneleri arasında büyükçe yollar, kilin minicik taneleri arasında dar yollar vardı. Humustaki çürümüş yapraklar ise hem aralıklar oluşturuyor hem de sünger gibi bir miktar su tutuyordu.

Kerem, üç silindire de aynı miktarda suyu aynı anda yavaşça döktü. Kumun altındaki kâseye damlalar hemen düşmeye başladı; su geniş boşluklardan çabucak ilerlemişti. Kil suyu üstünde biriktirdi ve ancak çok yavaş damlattı. Humus ise suyun bir bölümünü tuttu, kalanını düzenli damlalarla aşağı geçirdi. Tıpır burnunu kâselere yaklaştırırken Kerem sonuçları resimlerle kaydetti. Toprağın suyu geçirme hızına geçirgenlik dendiğini, tanecik boyu ve boşlukların bu hızı değiştirdiğini öğrendi.

Selin Hanım, gerçek toprağın yalnız kum, kil ya da humustan oluşmadığını söyledi. Kökler, solucan yolları ve küçük taşlar da suya geçit açabilir; bastırılmış toprakta yollar azalabilir. Toprak bazı parçacıkları tutsa bile mikropları ve görünmeyen kirleri her zaman temizleyemezdi, bu yüzden deneyden süzülen su içilmemeliydi. Bahçenin kenarındaki su birikintisine baktılar. Sert yol yağmuru içine alamıyor, su da kapıya doğru akıyordu. Kerem, suya güvenli bir yol hazırlamaları gerektiğini düşündü.

Ertesi gün öğretmenleriyle sığ bir yağmur bahçesi yaptılar. Sert yoldan gelen suyu taşlı küçük bir oluğa, oradan gevşek toprak ve suyu seven bitkilerle dolu çukura yönlendirdiler. Yeni yağmur başladığında su çukurda yavaşladı, toprağa azar azar sızdı; kapının önünde göl oluşmadı. Tıpır yumuşak kenara minik bir pati izi bıraktı. Bostanın bitkileri de birkaç gün sonra yeniden daha canlı görünmeye başladı. Kerem, iyi bilimin eşit koşullarda denemek, sonuçları karşılaştırmak ve öğrendiğini yaşamı iyileştirmek için kullanmak olduğunu anladı; artık her damlanın topraktaki yolunu merakla izliyordu.