Eğitici Masallar 41 Görüntülenme 2 dk okuma

Mete ile Çıtır: Cırcır Böcekleri Nasıl Şarkı Söyler?

Yaz akşamı Mete, okul bahçesindeki küçük gözlem şenliğine katıldı. Çiçek tarhından düzenli bir cır cır sesi geliyordu, fakat yaprakların arasında şarkı söyleyen bir ağız göremedi. Öğretmeni Ahu, sesin sahibi olan koyu kestane renkli cırcır böceğine Çıtır adını verdi. Ona dokunmadan, feneri doğrudan üzerine tutmadan ve yuvasını bozmadan izleyeceklerdi. Mete, ‘Bu kadar küçük bir böcek sesi boğazından mı çıkarıyor?’ diye sordu. Ahu, yanıtı dikkatli gözlem ve basit bir modelle aramalarını önerdi.

Mete büyüteci uzaktan tuttuğunda Çıtır'ın iki ön kanadını hafifçe kaldırdığını gördü. Ahu, erkek cırcır böceklerinin çoğunda bir kanattaki eğe benzeri ince çıkıntının diğer kanattaki kazıyıcı kenara sürtündüğünü anlattı. Bu harekete kanat sürtme deniyordu. Hızlı sürtünme kanatları titreştiriyor, titreşim de havayı dalgalar hâlinde hareket ettirerek kulağa ses olarak ulaşıyordu. Mete, sesin arka bacaklardan çıktığını sanmıştı; oysa Çıtır'ın zıplamaya yarayan bacakları o sırada sakince yerde duruyordu.

Ahu, cırcır böceğine benzetmek için oluklu ahşap bir parça ile pürüzsüz tahta çubuk getirdi. Mete çubuğu olukların üzerinde yavaşça gezdirince aralıklı, hızlandırınca daha sık bir tıkırtı duydu. Sonra yuvarlak dinleme hunisini modelin yakınına koydular; huni titreşimleri kulağa yönelttiği için ses daha belirgin geldi. Gerçek cırcır böceğinin kanatları da yalnız sürtünmekle kalmıyor, ince bir ses yüzeyi gibi titreşerek sesi güçlendiriyordu. Model canlı böceğin aynısı değildi, ama hareket, titreşim ve ses arasındaki bağı anlamalarına yardım etti.

Bahçenin serin köşesinde Çıtır bir süre sustu, daha sıcak taşın yanında ise yeniden daha hızlı ötmeye başladı. Ahu, birçok cırcır böceğinin kasları sıcaklık değişiminden etkilendiği için ötüş hızının da değişebildiğini söyledi. Yine de tür, yaş ve çevre koşulları farklı olduğundan yalnız sesi sayarak kesin sıcaklık bulunamayacağını ekledi. Mete iki akşam boyunca aynı güvenli noktadan dinledi; defterine yazı yerine yavaş ötüşler için seyrek, hızlı ötüşler için sık noktalar koydu. Gözlemlerini karşılaştırınca tek bir ana değil, tekrarlanan kanıtlara bakmanın önemini anladı.

Şenlik bittiğinde Mete yaprakları toplamaya davranmadı; çünkü kuru yapraklar Çıtır ve başka küçük canlılar için saklanma yeri olabilirdi. Bahçenin kenarına yalnızca su dolu sığ bir kap bıraktılar ve ışıkları azalttılar. Çıtır kanatlarını yeniden sürttüğünde Mete artık görünmeyen süreci zihninde canlandırabiliyordu: çıkıntı ve kenar buluşuyor, kanatlar titreşiyor, hava dalgaları kulağa ulaşıyordu. Her sesin bir şarkı isteği anlamına gelmeyebileceğini; eş çağırma ya da alan bildirme gibi görevleri bulunabileceğini de öğrendi. Merak etmenin canlıyı eline almak değil, ona zarar vermeden sabırla bakmak olduğunu düşünerek bahçeden ayrıldı.