Klasik Masallar 33 Görüntülenme 2 dk okuma

Derin ve Nar Çekirdeği Tacı: Üç Kapılı Köyün Klasik Masalı

Bir varmış, bir yokmuş; nar bahçeleriyle çevrili Üç Kapılı Köy'de, önemli kararlar alınırken Nar Çekirdeği Tacı ortaya çıkarılırmış. Tacın yedi kırmızı taşı, meydandaki herkesin ihtiyacı duyulduğunda ışıldarmış. Bir yaz kuyunun suyu azalınca Kadir Ağa yalnız köyde doğanların kuyudan yararlanmasını önermiş. Çobanlar, pazar yolcuları ve bahçe işçileri kapı dışında kalacakmış. Meydan alkışlarla ve itirazlarla dolarken taç kararmış. Dokuz yaşındaki Derin, taşların susmasının bir uyarı olduğunu düşünmüş.

Kadir Ağa tacı Derin'e verip gün batmadan adil bir çözüm bulmasını istemiş. Doğu kapısındaki tüccarlar suyun parayla satılmasını, batı kapısındaki çiftçiler yalnız ağaçlara ayrılmasını, kuzey kapısındaki çobanlar ise önce hayvanların içmesini savunmuş. Herkes aynı anda konuşunca Derin hiçbir sözü tamamlayamamış. Üç renkli minder getirip konuşan kişiye bir tas su ikram etmiş; diğerlerinden tas bitene kadar beklemelerini rica etmiş. Sözler sıraya girince tacın bir taşı solukça parlamış.

Derin, meydanın dışında bekleyen arıcı Ziba Nine ile küçük çömlekçi Baran'ı da içeri çağırmış. Ziba Nine, arıların sığ bir kaptan çok az suyla içebileceğini anlatmış. Baran, sebze yıkama suyunun bahçe toprağına dökülebileceğini, çatlak testilerin de onarılarak kaybın azaltılacağını söylemiş. Derin duyduklarını kendi cümleleriyle tekrar edip doğru anlayıp anlamadığını sormuş. İçme suyu, hayvanlar, arılar ve bahçeler için ayrı saatler belirlenince tacın dört taşı birden nar taneleri gibi ışımış.

Tam o sırada zengin zahireci, tacı kendi başına takarsa kuyuyu çoğaltabileceğini söyleyip öne çıkmış. Taç onun başında taş kadar soğuk kalmış. Derin zahireciyi suçlamak yerine, avlusunda yağmurdan kalma iki dolu fıçı bulunduğunu hatırlatmış. Adam önce utanmış, sonra katırının da herkesle aynı kuyudan içtiğini fark etmiş. Fıçıları meydana getirip onarım için ip ve kova bağışlamış. Her aile renkli bir kil pul almış; pullar suyun kime ait olduğunu değil, sıranın adil ilerlediğini gösterirmiş. Tacın yedi taşı birden parlamış.

Köylüler çatlak oluğu onarmış, arılar için sığ kaplar koymuş, yolculara da günlük bir pay ayırmış. Yağmurlar döndüğünde kuyu yeniden yükselmiş; fakat yeni düzen unutulmamış. Üç kapının yanında artık boş birer minder durur, karardan etkilenen ama toplantıya gelemeyen biri için yer saklarmış. Derin tacı sandığa kilitlememiş, meydandaki nar ağacının altına asmış. Herkes ışığın bir hükümdarın buyruğundan değil, acele etmeden dinlenen farklı seslerden doğduğunu bilirmiş. Derin de adaletin herkese aynı şeyi vermek değil, ortak kaynağı gerçek ihtiyaçları anlayarak korumak olduğunu öğrenmiş.