Asya ve Kum Saati Vadisi: Kayıp Gölgenin Macerası
Asya, yazın en uzun gününü gökyüzü gözlemcisi Teyze Nisa'nın yaşadığı Uçankum köyünde geçiriyordu. Köyün ortasındaki eski güneş saati her öğlen vadiye serin bir gölge gönderir, gölge değirmenleri çalıştırıp su kanallarını açardı. O gün güneş tepeye çıktığı hâlde saatin gölgesi birden kayboldu. Değirmenler sustu, kanallar yavaşladı. Asya'nın bakır pusulası ısındı; çöl faresi Zıp da kumların arasında uzanan gümüş parıltılı bir iz buldu.
Asya, çantasına su, hurma ve bir ip koyup Teyze Nisa'yla plan yaptıktan sonra Zıp'la yola çıktı. İz onları, duvarlarında güneş, ay ve yıldız biçimleri bulunan üç kemerli geçide götürdü. Pusula güneşi gösteriyor ama hangi kapının açılacağını söylemiyordu. Asya acele etmek yerine yerdeki kısa gölgeleri inceledi. Öğle vakti en kısa gölgeyi veren güneş kemerini seçti. Taş kapı sessizce açıldı ve serin bir kanyona giden yol göründü.
Kanyonun sonunda ışığı bin parçaya bölen aynalı bir salon vardı. Karşıdaki çıkış karanlıkta kalmıştı. Asya aynaları rastgele çevirdiğinde ışık duvarlarda dağıldı. Zıp, yerdeki altın renkli küçük taşların düz bir çizgi oluşturduğunu fark etti. Aynaları bu çizgi boyunca yavaşça ayarladılar. Bir güneş ışını aynadan aynaya sıçrayıp karşı kapıdaki yuvarlak taşa ulaştı. Taş ısınınca kapı açıldı; pusulanın güneş kolu yeniden parlamaya başladı.
İkinci yol, altından derin olmayan kuru bir dere geçen müzikli taş köprüye çıkıyordu. Her taş basılınca farklı bir ses veriyor, yanlış sıra seçilince köprü başa dönüyordu. Uzak duvar üç notalık bir yankı gönderdi. Asya ritmi el çırparak tekrarladı; Zıp büyük kulaklarıyla son ince sesi yakaladı. Birlikte doğru üç taşa sırayla bastılar. Köprü sabitlendi. Karşı kıyıda, kayıp gölgenin saklandığı tepeye yönelen dev bir ışık oku belirdi.
Tepenin doruğunda gölgeyi üreten büyük kristal merceği buldular. Geceki kum fırtınası merceğin üstünü örtmüş, taşıyıcı halkasını yana çevirmişti; gölgeyi kimse çalmamıştı. Ufukta yeni bir rüzgâr yükselirken Asya ipi halkaya bağladı, Zıp dar aralıktaki kumu temizledi. İkisi tek başına merceği çeviremeyince Asya pusulanın parlak yüzüyle köye ışık işareti gönderdi. Teyze Nisa ve köylüler gelip halkayı birlikte yerine oturttu.
Kristal mercek güneşi yakalayınca uzun, serin gölge yeniden Kum Saati Vadisi'ne uzandı. Değirmenler dönmeye, kanallar parlamaya başladı. Köye dönen Asya ve Zıp için hurmalı küçük bir şenlik yapıldı. Asya, cesaretin hazırlıksızca öne atılmak olmadığını öğrenmişti; dikkatle bakmak, güvenli bir plan kurmak ve gerektiğinde yardım istemek de cesaretti. O günden sonra güneş saatinin yanında herkes için su ve yolculuk ipi bulunan küçük bir keşif sandığı durdu.