Toprak ile Kayıp Vaha: Çölde Cesaret ve Yardımlaşma Macerası
Bir varmış bir yokmuş, altın renkli kum tepelerinin arasında minik bir çöl köyü varmış. O köyde Toprak adında, sekiz yaşında cesur ve iyi kalpli bir çocuk yaşarmış. Toprak'ın en sevdiği arkadaşı ise Tarçın adında, kocaman kulaklı, minik bir çöl tilkisiymiş. O yaz köyün kuyusundaki su gitgide azalmış, testiler boş kalmış, herkes üzülmüş. Toprak, dedesinin eski sandığında sararmış bir harita bulmuş; harita, kum tepelerinin ötesindeki gizli bir pınarı gösteriyormuş.
Sabahın ilk ışığında Toprak matarasını doldurmuş, sırt çantasına birkaç hurma koymuş; Tarçın da kulaklarını dikip yanına koşmuş. 'Hazır mısın, minik dostum?' demiş Toprak gülümseyerek. İkisi birlikte sıcak kumların üzerinde neşeyle ilerlemişler. Güneş tepelerde parıldıyor, rüzgâr kumları usulca savuruyormuş. Tarçın kocaman kulaklarıyla uzaktaki sesleri dinliyor, Toprak'a doğru yolu işaret ediyormuş. Yürüdükçe kum tepeleri önlerinde altın dalgalar gibi upuzun uzanıyor, yol uzun ama yürekleri umut doluymuş.
Derken karşılarına upuzun, sarp bir kum tepesi çıkmış. Tepe o kadar yüksekmiş ki Toprak'ın gözleri kocaman açılmış. 'Bunu asla aşamayız,' diye düşünmüş önce. Ama Tarçın küçük patileriyle kumu eşeleyip sağlam bir patika bulmuş. Toprak derin bir nefes almış, cesaretini toplamış ve adım adım, sabırla tırmanmış. Tepenin doruğuna vardıklarında yorgun ama çok mutluymuşlar; aşağıda upuzun, altın renkli bir yol daha görünüyormuş.
Yolun ortasında kumun üzerinde birbirine karışmış tuhaf izler varmış; Toprak hangi yöne gideceğini şaşırmış. Tam o sırada bir kayanın gölgesinde, susuzluktan bitkin düşmüş, gözleri mahzun bir yaban keçisi görmüşler. Toprak hiç düşünmeden matarasındaki suyu keçiye içirmiş, başını okşamış. Keçi canlanmış, minnetle başını sallamış ve onlara pınarın yolunu göstermiş. 'İyilik yapınca yol da açılıyormuş,' demiş Toprak, Tarçın'ın başını sevgiyle okşayarak.
Keçinin gösterdiği yönde ilerleyince, kum tepelerinin ardında yemyeşil bir vaha belirmiş. Uzun palmiyeler serin gölgeler yapıyor, ortasındaki berrak pınar pırıl pırıl parıldıyormuş. Tarçın sevincinden zıplamış, Toprak kollarını açıp gülmüş. Suya eğilip kana kana içmişler, biraz dinlenip serinlemişler. Sonra Toprak matarasını ve tulumlarını doldurmuş, pınardan köye küçük bir su yolu açmanın hayalini kurmuş. Vaha, sabırlı, cesur ve iyi kalpli olanı bekliyormuş.
Toprak ve Tarçın, pınarın suyunu taşlarla döşeli minik bir arkla köye kadar ulaştırmışlar. Köylüler sevinçle testilerini doldurmuş, çocuklar suyun kıyısında gülüşmüş, herkes onlara teşekkür etmiş. Sevgili çocuklar, tıpkı Toprak gibi cesaretiniz ve iyi kalbiniz olsun; zor bir tepe gördüğünüzde pes etmeyin, yolda birine yardım etmekten çekinmeyin. Çünkü yardımlaşan, doğayı seven ve birbirine dost olan yürekler, en gizli pınarları bile bulur.