Zeynep ile Bora ve Yüzen Adanın Sönen Feneri
Gökyüzü Denizi'nin üzerinde süzülen Rüzgâr Adası'nda her akşam mavi bir fener yanarmış. Tohum taşıyan küçük hava gemileri bu ışığı izleyerek adanın bahçelerine ulaşırmış. Bir akşam fener sönmüş, uzakta ilk gemilerin yelkenleri görünmüş. On yaşındaki Zeynep pusulasını ve ipini, dokuz yaşındaki Bora katlanır harita ile rüzgâr ölçerini hazırlamış. Turuncu kuyruklu uçan sincap Fındık da çantasına kuru meyve koymuş. Üçü rotalarını fener bekçisine bildirip yola çıkmış.
Fener tepesine giden ilk yol, iki kaya arasındaki sallanan asma köprüden geçiyormuş. Bora hemen koşmak istememiş; Zeynep bağlantı düğümlerini tek tek kontrol etmiş. Gevşek bir halatı yedek iple sağlamlaştırmışlar, emniyet kemerlerini korkuluğa bağlamışlar. Aralarında mesafe bırakarak birer birer ilerlemişler. Fındık önden uçmak yerine yan ip üzerinde durmuş ve rüzgârın hafiflemesini beklemiş. Karşı kıyıda herkes ekipmanını yeniden saymış; hız değil, hazırlık onları ileri götürmüş.
Bulut Ormanı'nda üç yol birbirine benziyormuş. Eski yön levhaları sis damlalarıyla örtülmüş, pusula da yakındaki demir kayalar yüzünden şaşırmış. Bora rüzgâr ölçerinin kurdelesini açmış; hava akımı kuzey çamlarının kokusunu sağdaki patikadan getiriyormuş. Zeynep ağaç kabuklarındaki beyaz yosunun nemli tarafa daha çok yayıldığını fark etmiş. Fındık yüksek dala çıkıp uzaktaki fener kulesini görmüş. Üç ipucunu karşılaştırıp sağ yolu seçmiş, dönüş için çözünebilen tebeşir işaretleri bırakmışlar.
Kuleye vardıklarında fenerin içindeki ışık pervanesinin dönmediğini görmüşler. Kalın sarmaşıklar dış çarkı sarmış, cam haznenin üzerine bulut tozu birikmiş. Zeynep çarkı zorlamayı düşünmüş ama Bora dişlilerin kırılabileceğini söylemiş. Önce ana kolu güvenli konuma alıp mekanizmayı durdurmuşlar. Fındık dar pencereden geçip sarmaşığın ucunu bulmuş. Zeynep yumuşak fırçayla camı temizlerken Bora sarmaşığı zarar vermeden gevşetmiş.
Sarmaşık çözülünce pervane yine de yavaş dönmüş. Bora haritanın kenarındaki küçük hava kanalı çizimini fark etmiş. Kulenin altındaki dört kapağı sırayla açmışlar; üçüncü kanalda yapraklar birikmiş. Zeynep uzun maşayla yaprakları çıkarırken Bora pervaneyi gözlemiş, Fındık düşen yaprakları sepete toplamış. Temiz hava kanaldan yükselmiş, mavi kristal önce soluk, sonra parlak biçimde ışımış. Fenerin ışığı bulutların üzerinden ince bir yol gibi hava gemilerine uzanmış.
Tohum gemileri güvenle bahçelere inerken üç arkadaş dönüş işaretlerini toplamış ve köprüyü yine acele etmeden geçmiş. Fener bekçisi onları sıcak tarçınlı sütle karşılamış. Zeynep en cesur anlarının çarkı zorlamak değil, Bora'nın uyarısını dinlemek olduğunu söylemiş. Bora da yolu tek bir araca güvenerek değil, rüzgârı, yosunu ve Fındık'ın gördüğünü birleştirerek bulduklarını anlatmış. O gece mavi fener bütün Gökyüzü Denizi'ni aydınlatmış; gerçek maceranın hazırlık, dikkat ve takım çalışmasıyla parladığını hatırlatmış.