Asya ile Demir ve Ateşböceği Vadisinin Sönen Feneri
Ateşböceği Vadisi'nde her yaz binlerce ışıklı böcek, sazlık yuvalarına giden yolu tepedeki büyük fenerden bulurmuş. Bir akşam fener ansızın sönmüş, dağların ardından da süt beyazı sis yaklaşmaya başlamış. On yaşındaki Asya dürbününü, dokuz yaşındaki Demir ip ve alet çantasını almış. Minik dikenli dostları Fındık da çantanın yan cebine yerleşmiş. Vadi bekçisi, fenerin gün batmadan onarılması gerektiğini söyleyince üç arkadaş güvenlik düdüklerini kontrol edip yola çıkmış.
İlk engel, rüzgârda sallanan ip köprüymüş. Bir tahtası yerinden çıkmış ama aşağı düşmemiş; halata takılı duruyormuş. Asya hemen geçmek istemiş, Demir ise önce köprüyü sağlamlaştırmayı önermiş. İkisi emniyet iplerini kaya halkasına bağlamış. Fındık dar kenardan ilerleyip küçük çekme ipini tahtanın deliğinden geçirmiş. Asya dengeyi korurken Demir düğümü sıkmış. Tahta yerine oturunca köprüyü sırayla ve aralarında güvenli mesafe bırakarak geçmişler.
Köprünün ardındaki lavanta patikasını sis kaplamaya başlamış. Yol ayrımları birbirine benziyormuş. Asya, dönüş yolunu bulmak için ağaçlara zarar vermeyen yumuşak kumaş şeritler bağlamış; Demir pusulasıyla kuzey yamacını seçmiş. Fındık ateşböceklerinin yere düşürdüğü parlak polenleri fark etmiş. Üç ipucunu birleştirince doğru patikayı bulmuşlar. Acele etmek yerine her ayrımda durup dürbün, pusula ve polen izini karşılaştırmaları onları aynalı mağaranın girişine ulaştırmış.
Mağaranın içinde fener kulesine ışık taşıyan yedi büyük ayna varmış. Son ayna çamurla kaplanmış, döner çark ise kuru sarmaşıklara sıkışmış. Demir çarkı zorlayınca Asya durmasını söylemiş; dişliler kırılabilirmiş. Fındık dar aralığa girip sarmaşığın ucunu dışarı itmiş. Asya eldivenle dalları çözerken Demir aynayı yumuşak bezle temizlemiş. Çark yeniden dönmüş, fakat ışık huzmesi tavana vurmuş. Aynanın açısı hâlâ yanlışmış.
Asya dürbünün parlak kapağını küçük bir deneme aynası gibi kullanmış. Demir çarkı yavaşça çevirirken Asya yansıyan ışığı duvardaki yaprak biçimli işarete yönlendirmiş. Doğru açıyı bulunca yedinci aynayı aynı konuma getirmişler. Günün son güneş ışığı aynalardan sıçrayıp tepedeki fenerin kristaline ulaşmış. Kristal altın ve yeşil renkte parlamış; vadideki ateşböcekleri güvenli ışık yolunu görüp sakin bir nehir gibi sazlıklara doğru akmış.
Sis fener kulesine vardığında üç arkadaş çoktan dönüş yolundaki kumaş şeritleri izliyormuş. Bekçi onları sıcak ıhlamurla karşılamış. Asya en cesur kararlarının köprüye hemen adım atmak değil, önce ipleri kontrol etmek olduğunu söylemiş. Demir de çarkı zorlamayı bırakıp arkadaşını dinlemenin aynaları kurtardığını kabul etmiş. Fındık bir ateşböceğini burnunda taşıyınca herkes gülmüş. Vadinin feneri o geceden sonra her yaz parlamış; çünkü gerçek macera, dikkat, hazırlık ve birlikte düşünmeyle aydınlanırmış.