Eğitici Masallar 6 Görüntülenme 2 dk okuma

İrem ile Köpük: Sabun Elleri Nasıl Temizler?

Sekiz yaşındaki İrem, okulun bahçe etkinliğinde saksılara toprak doldurmuş, ardından portakal dilimleri yemiş. Ellerini yalnızca suyun altında kısa süre tutunca yapışkanlık gitmemiş. Tam havluya uzanırken lavabonun kenarındaki mavi sabundan Köpük adında minicik, yuvarlak bir damla sıçramış. Köpük, suyun birçok şeyi taşıdığını ama yağlı kirin suya kolayca karışmadığını söylemiş. İrem, sabunun bunu nasıl başardığını öğrenmek için öğretmeni Selma Hanım'a sormaya karar vermiş.

Selma Hanım sınıfta güvenli bir model hazırlamış. Bir tabağa su, birkaç damla yemek yağı ve biraz tarçın koymuş. Tarçının mikrop olmadığını, yalnızca kirin yayılışını görünür kılan bir benzetme olduğunu özellikle anlatmış. İrem sabunsuz parmağını tabağa değdirince yağlı tanecikler çevresinde kalmış. Parmağının ucuna azıcık sabun sürüp yeniden dokunduğunda yağ parçaları uzaklaşıp küçük kümelere ayrılmış. Köpük sevinçle zıplamış; asıl işin şimdi başladığını söylemiş.

Köpük, sabun moleküllerinin iki farklı ucu olduğunu açıklamış. Bir uç suyu severken öteki uç yağlı kire tutunuyormuş. Eller sabunla ovulduğunda bu moleküller yağ ve kir parçalarının çevresini sararak minicik kümeler oluşturuyormuş. Akan su da kümeleri deriden uzaklaştırıyormuş. Mikropların çoğu gözle görülemediği için elin temiz görünmesinin yeterli olmadığını eklemiş. Sabun her şeyi sihirle yok etmiyor; doğru ovalama ve durulamayla ellerden uzaklaştırmaya yardım ediyormuş.

İrem doğru adımları uygulamış: Önce ellerini temiz suyla ıslatmış, sonra musluğu kapatıp sabun almış. Avuçlarını, ellerinin üstünü, parmak aralarını, başparmaklarını, tırnak çevresini ve bileklerini yirmi saniye boyunca nazikçe ovalamış. Süreyi ölçmek için kısa bir sınıf tekerlemesini iki kez söylemiş. Ardından ellerini akan su altında iyice durulamış, temiz havluyla kurulamış. Köpük, gereğinden fazla su akıtmadan da özenli temizlik yapılabileceğini göstermiş.

Sınıf, ellerin özellikle yemek hazırlamadan ve yemeden önce, tuvaletten sonra, dışarıdan gelince, öksürüp hapşırdıktan ve hayvanlarla ilgilendikten sonra yıkanmasını konuşmuş. İrem, cildi kirli değilse durmadan sabunlamanın gerekmediğini; tahriş olan eller için bir büyüğe danışılması gerektiğini de öğrenmiş. Arkadaşlarına görünmeyen mikropları korkunç canavarlar gibi anlatmamış. Onların çevremizde bulunan çok küçük canlılar olduğunu, doğru alışkanlıkların hastalık yayılma riskini azaltmaya yardımcı olduğunu söylemiş.

Ertesi hafta İrem, lavabonun yanına yalnız resimlerden oluşan bir el yıkama sırası hazırlamış: su damlası, sabun, ovalanan eller, durulama ve havlu. Küçük öğrenciler resimlere bakarak adımları kolayca izlemiş. Köpük mavi sabunun üzerinde gururla parlamış. İrem artık temizliğin aceleyle suya dokunmak olmadığını biliyormuş. Bilgiyle kurulan küçük bir alışkanlığın hem kendimizi hem çevremizdekileri korumaya katkı sağladığını, bilimin en yararlı yanının günlük yaşamı daha dikkatli kılmak olduğunu öğrenmiş.