Cemre ve Saat Çiçeği: Dört Mevsim Sarayının Klasik Masalı
Bir varmış, bir yokmuş; Dörtpınar ülkesinin ortasında, her yaprağı başka bir mevsimi gösteren kocaman bir Saat Çiçeği varmış. Çiçek döndükçe bahar yağmuru, yaz güneşi, sonbahar rüzgârı ve kış karı sırayla gelirmiş. Bir sabah dört renkli yaprak kaybolmuş, ülke aynı solgun günde kalmış. Saray bahçesinin dokuz yaşındaki çırağı Cemre, toprağın üzerindeki gümüş çiy izlerini fark etmiş. Bilge bahçıvan ona boş bir hasır sepet verip, “Yapraklar aceleye değil, anlayışa görünür,” demiş.
Cemre ilk izi Karlıçam Korusu'na kadar izlemiş. Bembeyaz dalların altında titreyen küçük bir tavşan, yuvasının girişini kapatan kar topunu itemiyormuş. Cemre hemen renkli yaprağı aramak yerine tavşana yardım etmiş; küreğiyle karı güvenli bir yana taşımış, kuru otlardan sıcak bir yol yapmış. Tavşan rahatça yuvasına girince çamların arasından buz mavisi bir yaprak süzülmüş. Cemre onu yakalamaya koşmamış; avucunu açıp beklemiş. Kış yaprağı usulca sepetine konmuş ve etrafa serin, parlak yıldızlar saçılmış.
İkinci iz onu Şırıl Çayırı'na götürmüş. Bahar deresi, önüne yığılan dallar yüzünden minik kurbağaların göletine ulaşamıyormuş. Cemre, suyun sesini dinleyip en hafif dalları birer birer kaldırmış; ağır olanlar için çobanlardan yardım istemiş. Dere yeniden akınca çiğdemler başlarını kaldırmış, kurbağalar sevinçle sıçramış. Pembe bahar yaprağı bir nilüferin üzerinde belirmiş. Cemre teşekkür edip onu sepete yerleştirmiş. Çayırın yaşlı leyleği, “Güç, her işi tek başına yapmak değil; doğru anda yardım istemektir,” diye seslenmiş.
Sarı yaz yaprağının izi Güneş Bağı'nda bitmiş. Üzümler susuz kalmış, fakat kuyunun kovası yaşlı bağcının kaldıracağı kadar hafif değilmiş. Cemre makarayı yağlamış, köy çocuklarıyla sıraya girip kovayı birlikte çekmiş. Asmalar suya kavuşunca altın yaprak gölgeliğe düşmüş. Son iz Bakırdeğirmen'e uzanmış. Sonbahar rüzgârı, değirmencinin savrulan tohum çuvallarını karıştırıyormuş. Cemre çuvalları işaretlerine göre ayırmış, yırtık olanı dikmiş. Bakır renkli son yaprak da döne döne gelip sepetindeki arkadaşlarının yanına yerleşmiş.
Cemre saraya dönünce herkes yaprakları çiçeğe önce kendisinin takmasını istemiş. O ise tavşanı, çobanları, köy çocuklarını ve değirmenciyi de çağırmış; çünkü yolculuğu tek başına tamamlamamıştı. Dört yaprağı birlikte yerlerine koymuşlar. Saat Çiçeği pembe, altın, bakır ve mavi ışıklarla dönmeye başlamış; ülkeye mevsimler yeniden sırayla uğramış. Kraliçe Cemre'ye mücevherli bir taç sunmuş, Cemre ise bahçeye herkesin çalışabileceği bir tohum evi istemiş. O günden sonra Dörtpınar'da sabrın yolu açtığı, yardımlaşmanın da en güzel zamanı getirdiği hiç unutulmamış.