Klasik Masallar 39 Görüntülenme 2 dk okuma

Yelda ve Kehribar Tokmak: Suskun Köprünün Klasik Masalı

Bir varmış, bir yokmuş; dört ırmağın buluştuğu Kemerli Ülke'de, saraya giden yaşlı bir köprü varmış. Köprünün korkuluğundaki dört ahşap çan, üzerinden güvenle geçilebildiğinde tatlı tatlı çalarmış. Bahar kervanı yaklaşırken çanlar bir sabah susmuş. Vezir, köprünün yalnızca nazlandığını söyleyip arabaları çağırmış. Dokuz yaşındaki marangoz çırağı Yelda ise tahtaların altından gelen ince gıcırtıyı duymuş. Ustası uzaktaymış; yine de tehlikeyi saklamamaya karar verip kervanı kapıda durdurmuş.

Kraliçe, köprüyü gün batmadan konuşturana işlemeli bir kese vereceğini duyurmuş. Saray ustaları tahtalara gümüş kaşıklarla vurmuş, müzisyenler borular çalmış, ama çanlar kıpırdamamış. Yelda, ustasının bıraktığı küçük Kehribar Tokmak'la her tahtayı nazikçe yoklamış. Üçüncü kemerin üstünde tok bir ses yerine boş bir yankı işitmiş. Tokmağın bal rengi başı, doğru noktada hafifçe ısınmış. Diz çöküp baktığında iki kestane kamasının kuruyup gevşediğini görmüş. Köprüyü yıllardır süpüren Hazer Nine de o köşenin yağmurdan sonra hep sallandığını söylemiş.

Vezir, eksik kamaların yerine parlak altın çiviler çakılmasını emretmiş. Yelda, altının güzel ama esnemeyen bir maden olduğunu, köprününse rüzgârla birlikte biraz hareket etmesi gerektiğini anlatmış. Önce Hazer Nine'yi, taşçı Rauf'u ve kervan sürücülerini dinlemiş. Rauf, ırmak suyunu değirmene çeviren yeni oluğun köprü ayaklarını fazla kuruttuğunu fark etmiş. Sürücüler de en ağır sandıkların hep aynı tarafa yüklendiğini itiraf etmiş. Sorunun tek bir gevşek tahtadan değil, üst üste gelen küçük ihmallerden doğduğu anlaşılmış.

Tamir başlayınca Yelda da bir gerçeği açıklamış: Geçen hafta acele ederken bir kamayı ters yerleştirmiş, sonra ustası kızar diye söyleyememiş. Vezir kaşlarını çatmış; fakat Kraliçe, gerçeği şimdi söylemenin köprüyü kurtardığını hatırlatmış. Yelda doğru ölçüde iki yeni kestane kama yontmuş, Rauf oluğa küçük bir su kapısı eklemiş, sürücüler sandıkları iki arabaya paylaştırmış. Hazer Nine de yıllardır tuttuğu hava ve gıcırtı işaretlerini anlatmış. Herkes çalışırken Kehribar Tokmak güneş gibi sıcak bir ışıkla parlamış.

Gün batarken kervanın önce boş bir arabası köprüden yavaşça geçmiş. Birinci çan dikkat için, ikincisi dürüstlük için, üçüncüsü paylaşılan emek için, dördüncüsü de güven için çalmış. Ardından bütün kervan, dengeli yüklerle karşı kıyıya ulaşmış. Kraliçe işlemeli keseyi yalnız Yelda'ya vermemiş; içine dört kestane tohumu koyup tamir ekibine armağan etmiş. Köprünün yanına dikilen ağaçlar büyürken çocuklar işte şu sözü öğrenmiş: Bir hatayı saklamak onu ağırlaştırır; dürüstçe söyleyip birlikte düzeltmekse en sağlam köprüyü kurar.