Eğitici Masallar 5 Görüntülenme 2 dk okuma

Mert ile Damla’nın Su Döngüsü Yolculuğu

Yedi yaşındaki Mert, sıcak bir yaz sabahı bahçede oynarken yaprağın ucunda ışıldayan iri bir su damlası gördü. Damla birden gözlerini açıp, ‘Merhaba, benim adım Damla!’ dedi. Mert şaşırsa da gülümsedi. Damla, güneş yükseldikçe hafiflediğini anlattı. ‘Beni izlersen suyun hiç bitmeyen yolculuğunu görebilirsin.’ Güneşin sıcaklığıyla Damla buhara dönüştü; Mert de sihirli bir esinti sayesinde onunla birlikte gökyüzüne yükseldi.

Yükseldikçe bahçeler küçücük birer halıya, yollar incecik iplere benzedi. Damla, ‘Güneş; denizleri, gölleri ve ıslak toprağı ısıtır. Su görünmez buhar hâline gelir ve yukarı çıkar. Buna buharlaşma denir,’ diye açıkladı. Mert aşağıda dalgalanan gölü görünce her yerden sayısız su buharının yükseldiğini fark etti. Ağaçların yaprakları da havaya su bırakıyordu. ‘Demek gökyüzüne giden tek yol denizden başlamıyor!’ dedi heyecanla.

Hava serinleyince Damla yeniden minicik bir su tanesine dönüştü. Çevresindeki binlerce tanecikle birleşip bembeyaz, yumuşak bir bulut oluşturdular. ‘Bu da yoğunlaşma,’ dedi Damla. ‘Su buharı soğuyunca tekrar sıvı damlalara dönüşür.’ Mert bulutun içindeki damlaların birbirine tutunup ağırlaştığını gördü. Rüzgâr onları tepelerin üzerinden taşıdı; bulut griye döndü, tombullaştı ve artık damlaları içinde tutamaz hâle geldi.

Derken Damla, ‘Yağış vakti!’ diye seslenip yağmur olarak aşağı süzüldü. Mert de onun yanında, rüzgârın taşıdığı yumuşak bir yaprak gibi indi. Damlaların bir bölümü dereye, bir bölümü tarlalara, bir bölümü de toprağın derinliklerine ulaştı. ‘Yağmur, kar ve dolu farklı yağış türleridir,’ dedi Damla. Toprağa sızan su yer altı sularına karıştı; dereler birleşip nehri, nehir de yeniden gölü besledi.

Mert, Damla’nın aynı yolculuğu tekrar tekrar yapabildiğini anlayınca çok sevindi. Fakat Damla, kirli bir dereyi göstererek ciddileşti: ‘Dünyadaki su dolaşır, ama temiz ve kullanılabilir su sınırlıdır. Çöpleri suya atarsak, musluğu boş yere açık bırakırsak yolculuğumuz zorlaşır.’ Mert hemen yapabileceklerini sıraladı: diş fırçalarken musluğu kapatmak, kısa duş almak, sızıntıları büyüklere söylemek ve bitkileri serin saatte sulamak.

Akşamüstü Mert kendini yeniden bahçede buldu. Yaprağın ucunda duran Damla ona göz kırptı, sonra toprağa süzüldü. Mert artık gökyüzündeki her buluta, düşen her yağmur tanesine başka gözle bakıyordu. Su; buharlaşır, yoğunlaşır, yağışla yeryüzüne döner ve yeniden göllere, nehirlere ulaşırdı. Bu büyük döngünün küçük bir koruyucusu olmak Mert’in elindeydi. O günden sonra her damlaya değer verdi; çünkü suyu korumak, bütün canlıların geleceğini korumaktı. Bunu ailesine ve arkadaşlarına da anlattı.