Eğitici Masallar 2 Görüntülenme 2 dk okuma

Ada ile Vızır’ın Tozlaşma Görevi: Çiçeklerden Meyvelere

Yedi yaşındaki Ada, okulun küçük serasında çilek fidelerini sulamayı çok severdi. Bahar gelmiş, bitkiler beyaz çiçeklerle dolmuştu ama haftalar geçmesine rağmen hiç meyve oluşmamıştı. Ada büyütecini çıkarıp çiçekleri incelerken Vızır adlı bir bal arısı burnunun ucuna kondu. ‘Çiçekler sağlıklı,’ dedi Vızır, ‘fakat polen yolculuğu tamamlanmamış.’ Ada şaşırdı. Vızır, kanatlarını hızla çırpıp onu seranın en renkli köşesine çağırdı.

Vızır önce sarı bir kabak çiçeğinin ortasındaki ince tozları gösterdi. ‘Bunlara polen denir,’ diye açıkladı. ‘Biz nektar toplarken polenler tüylerimize yapışır. Başka bir çiçeğe konduğumuzda bir bölümü onun uygun yerine taşınır. Bu olaya tozlaşma denir.’ Ada büyütecinden bakınca Vızır’ın bacaklarında altın renkli minicik tanecikler gördü. Arı yalnızca karnını doyurmuyor, farkında olmadan çiçekler arasında önemli bir teslimat yapıyordu.

İkisi bahçeye çıktığında Ada başka taşıyıcılarla da tanıştı. Bir kelebek uzun hortumuyla lavantadan nektar içiyor, tombul bir bombus domates çiçeğini titretiyor, küçük bir böcek papatyanın üzerinde dolaşıyordu. Vızır, bazı çiçeklerin rüzgârla da tozlaştığını söyledi. ‘Her çiçeğin biçimi, kokusu ve rengi farklı yardımcılara uygundur,’ dedi. Ada, bahçenin görünmez bir iş bölümüyle çalışan canlı bir sınıfa benzediğini düşündü.

Tozlaşan çiçeklerin bir süre sonra değiştiğini gördüler. Solan taç yaprakların altında minicik yeşil bir şişkinlik büyüyor; bu bölüm zamanla çileğe, elmaya ya da kabağa dönüşüyordu. Meyvelerin içindeki tohumlarsa yeni bitkilerin başlangıcıydı. Ada, ‘Demek bir arının ziyareti gelecekteki meyvelere ve yeni çiçeklere yardım ediyor,’ dedi. Vızır başını salladı: ‘Evet; bitkiler, hayvanlar ve insanlar aynı büyük yaşam ağının parçalarıdır.’

Bahçenin uzak köşesinde Vızır’ın uçacak çiçek bulamadığı boş bir alan vardı. Ada, çok sık biçilen çimlerin ve gelişigüzel kullanılan ilaçların arılara zarar verebileceğini öğrendi. Hemen öğretmeni ve arkadaşlarıyla bir plan yaptı: yerel lavanta, kekik ve papatya ekecek; sığ bir su kabına güvenli taşlar koyacak; zararlı kimyasallardan kaçınacaklardı. Farklı mevsimlerde açan bitkiler seçerek tozlaştırıcılara uzun süre yiyecek sağlayacaklardı.

Haftalar sonra okul bahçesi rengârenk olmuştu. Vızır ve arkadaşları çiçekten çiçeğe uçarken seradaki çileklerin altında ilk kırmızı meyveler göründü. Ada bir çileği koparmadan önce kokladı ve bu küçük meyvenin ardındaki büyük iş birliğini düşündü. Arkadaşlarına polenin yolculuğunu, tozlaşmayı ve tohumların önemini anlattı. O günden sonra her arıya korkuyla değil saygıyla baktı. Doğayı korumanın, soframızdaki meyveleri ve geleceğin çiçeklerini de korumak olduğunu büyük bir sevinçle herkesle paylaştı.