Eğitici Masallar 6 Görüntülenme 2 dk okuma

Elif ile Minik Fidan: Bir Ağaç Dikmenin Masalı

Bir zamanlar, güneşin usulca doğduğu bir ilkbahar sabahı, Elif adında neşeli bir kız varmış. O sabah dedesiyle birlikte bahçeye çıkmış. Dedesinin elinde küçücük bir fidan varmış; ince dalları rüzgârda selam verir gibi sallanıyormuş. 'Dedeciğim, bu minik ağaç da bizim gibi büyüyecek mi?' diye sormuş Elif. Dedesi gülümseyerek, 'Elbette yavrum, sen ona sevgiyle bakarsan kocaman olur,' demiş. Elif sevinçten mavi sulama kabını hemen kapıvermiş.

Birlikte yumuşak toprağa küçük bir çukur kazmışlar. Dede fidanı usulca yerleştirirken anlatmış: 'Ağaçlar bizim can dostumuzdur Elif. Yapraklarıyla havayı temizler, bize tertemiz nefes, yani oksijen verirler. Sıcak günlerde serin gölgeleriyle bizi serinletir, dallarında tatlı meyveler yetiştirirler. Üstelik kuşlara, sincaplara sıcacık bir yuva olurlar.' Elif bunları duyunca gözleri parlamış ve fidanın köklerini avuç avuç toprakla örtmüş. Sonra mavi kabıyla ilk suyunu vermiş.

O günden sonra Elif, fidanına bir bebek gibi bakmış. Her sabah erkenden kalkar, mavi sulama kabını doldurur, toprağı kontrol edermiş. Kuru yaprakları toplar, çevresine dökülen çöpleri özenle kaldırırmış. Bazen fidanının yanına oturur, ona usulca ninniler mırıldanır, gün boyu neler yaptığını fısıldarmış. 'Ağaçlar susuz kalmasın, doğa hep temiz olsun,' dermiş kendi kendine. Yaz güneşi kavurduğunda fidanına gölgelik yapar, sonbahar rüzgârı estiğinde üşümesin diye dibini kuru yapraklarla şefkatle örtermiş.

Mevsimler birbiri ardına gelip geçmiş. Kar yağmış, fidan uykuya dalmış; bahar gelince yeniden uyanmış. Elif her yıl biraz daha uzarken, fidan da onunla birlikte boy atmış. Derken bir ilkbahar sabahı ağaç, pembeli beyazlı çiçeklerle donanmış. Dallarına konan arılar vızıldayarak çiçekleri gezmiş. Elif, artık kendisinden bile uzun olan ağacına sarılmış ve 'Kocaman olmuşsun, tıpkı dedemin dediği gibi!' diye kahkaha atmış.

Bir gün ağacın en yüksek dalında minik bir kuş belirmiş. Gagasında dallar, tüyler taşıyormuş; kendine minik bir yuva örüyormuş. Çok geçmeden yuvadan cıvıl cıvıl sesler yükselmiş. Elif her sabah onlara bir avuç yem, bir kâse taze su bırakırmış. Bir sincap da gövdeye tırmanıp meyveleri toplamaya başlamış. Elif, tıpkı dedesinin anlattığı gibi ağacın bir yuvaya dönüştüğünü görünce sevinçten havalara uçmuş. Meğer o küçük fidan, koca bir dünyayı içinde barındırıyormuş.

Elif bu güzelliği tek başına yaşamak istememiş. Bütün arkadaşlarını bahçeye çağırmış ve her birine birer minik fidan armağan etmiş. Onlara toprağı kazmayı, su vermeyi, doğayı korumayı sevgiyle öğretmiş. O gün anlamışlar ki bir ağaç dikmek, geleceğe umut ekmektir. Unutmamış herkes: Doğaya sevgiyle bakan, temiz havayı, tatlı gölgeyi ve cıvıldayan kuşları armağan olarak geri alır. Sen de bir fidan dik, dünyayı yeşert!