Tuna ile Pof: Nefesin Akciğerlerdeki Yolculuğu
Sekiz yaşındaki Tuna, okul bahçesindeki kısa koşudan sonra neden daha hızlı nefes aldığını merak etmiş. Fen öğretmeni ona renkli bir rüzgârgülü uzatıp nefesini gözlemlemesini söylemiş. Tuna burnundan derin bir nefes alınca rüzgârgülünden Pof adında, nohut büyüklüğünde mavi bir hava baloncuğu çıkmış. Pof, “İstersen havanın bedenindeki güvenli yolunu hayalimizde izleyelim,” demiş. Bir anda ikisi küçülüp Tuna'nın burnundaki geniş, pembe bir geçitte belirmiş; bu yalnızca eğlenceli bir bilim düşüymüş.
Burun geçidindeki minik tüyler ve yapışkan nem, tozları kapıda karşılayan nazik süpürgeler gibi çalışıyormuş. Hava burada ısınıp nemleniyor, böylece akciğerlere daha uygun hâle geliyormuş. Pof, ağızdan da nefes alınabileceğini, fakat burnun havayı süzmede çok becerikli olduğunu anlatmış. İkili yutağı geçip soluk borusuna ulaşmış. Soluk borusunun duvarlarındaki sağlam halkalar tüneli açık tutuyor, küçük hareketli tüycükler istenmeyen parçaları yukarı doğru taşıyormuş. Tuna, bedeninin görünmeden çalışan temizlik ekibine hayran kalmış.
Soluk borusu aşağıda iki ana yola ayrılmış; bunlara bronş deniyormuş. Sağdaki yol sağ akciğere, soldaki yol sol akciğere gidiyormuş. Yollar dallandıkça incelmiş ve sonunda üzüm salkımına benzeyen milyonlarca hava keseciğine ulaşmışlar. Pof, bu keseciklere alveol dendiğini söylemiş. Keseciklerin çevresindeki incecik damarlarda kırmızı kan hücreleri sıraya girmiş. Aldığımız havadaki oksijen keseciklerden kana geçmiş; hücrelerin getirdiği karbondioksit ise ters yönde keseciklere dönmüş. Böylece beden enerji üretmek için gereken oksijeni alıyormuş.
Tam o sırada bütün tüneller yumuşakça genişleyip daralmış. Pof, akciğerlerin altında duran diyafram adlı güçlü kası göstermiş. Diyafram aşağı indiğinde göğüste yer açılıyor, hava içeri doluyormuş; yukarı çıktığında hava dışarı itiliyormuş. Tuna koşarken kasları daha çok oksijen istediği için nefesinin hızlandığını anlamış. Birlikte yavaşça nefes almışlar: diyafram aşağı, hava içeri; sonra nefes vermişler: diyafram yukarı, karbondioksit dışarı. Pof ayrıca nefes verirken havanın aynı yolları ters yönde izlediğini göstermiş. Pof'un mavi yüzeyi her nefeste küçük bir davul gibi neşeyle titreşmiş.
Tuna gözlerini açtığında yine okul bahçesindeymiş; elindeki rüzgârgülü dönmeye devam ediyormuş. Öğretmenine burnun havayı süzdüğünü, soluk borusunun bronşlara ayrıldığını, alveollerde oksijen ile karbondioksitin yer değiştirdiğini ve diyaframın nefese yardım ettiğini anlatmış. Arkadaşlarıyla temiz havada hareket etmenin, dumandan uzak durmanın ve hastayken dirseğe öksürmenin akciğerleri koruduğunu konuşmuşlar. Tuna artık her nefesin sessiz ama düzenli bir takım çalışması olduğunu biliyormuş. Merak edip soru sormanın, bedenini tanımanın ilk adımı olduğunu da öğrenmiş.