Ahu ve Ayva Ağacı İği: Yedi Köyün Adil Kuşağı
Bir varmış, bir yokmuş; tepeleri renkli yünlerle çevrili Dokumacı Krallığı’nda her güz yedi köyün ipliklerinden büyük bir bayram kuşağı hazırlanırmış. Kuşak saray meydanındaki kemere asılınca köyler kış erzaklarını paylaşırmış. O yıl saray dokumacıları, her köyden tam aynı uzunlukta ip istemiş. Dağ köyünün yünü kalın, ova köyünün keteni ince, kıyı köyünün ipi ise tuzlu rüzgârdan kısa kalmış. Sekiz yaşındaki çırak Ahu, eşit ölçünün kumaşı neden eğrilttiğini merak etmiş.
Başdokumacı, ipleri çekip aynı çizgide tutmaya çalıştıkça tezgâh gıcırdamış ve kuşağın bir yanı büzülmüş. Kral, işi gün batımına dek düzeltene gümüş bir makas vereceğini duyurmuş. Ahu ödülden önce tezgâhı dinlemiş. Büyükannesinden kalan, ayva ağacından yapılmış küçük iği avucunda çevirmiş; iğ kalın yünde yavaş, ince ketende hızlı dönmüş. Ahu, her ipin aynı çekişe değil, yapısına uygun gevşekliğe gereksinimi olduğunu anlamış. Fakat bunu büyük ustalara söylemeye çekinmiş.
Meydana ip getiren çocuklar sessizce beklerken Ahu onların ellerine bakmış. Dağ köyünden Sarp’ın avuçları kalın yünü bükmekten kızarmış, kıyı köyünden Lale ipi kopmasın diye düğümlerini seyrek bırakmıştı. Ahu, Kral’dan küçük bir deneme şeridi için izin istemiş. Kalın yüne geniş aralık, ince ketene sık aralık, kısa ipe de komşu şeritlerden destek vermiş. Ayva Ağacı İği yumuşak bir uğultuyla dönmüş; deneme şeridi ilk kez dümdüz uzanmış. Ustalar şaşkınlıkla birbirine bakmış.
Başdokumacı, “Ama adalet herkesten aynı miktarı istemek değil midir?” diye sormuş. Ahu, aynı yükün farklı ipleri farklı biçimde zorladığını göstermiş. Sonra köy çocuklarını tezgâhın çevresine çağırmış; biri mekiği uzatmış, biri gevşekliği ölçmüş, biri kopan ucu bağlamış. Kral da ağır tacını çıkarıp ip yumaklarını taşımış. Her renk kendi özelliğini korurken yanındaki renkten destek almış. Kuşak büyüdükçe büzülen bölüm açılmış, desen bir dere gibi dengeli akmaya başlamış.
Gün batımında bayram kuşağı kemere asılmış; kalın yün sıcaklık, ince keten esneklik, kısa kıyı ipi de parlak bir kenar vermiş. Kral gümüş makası Ahu’ya uzatınca Ahu, ödülü ortak alet sandığına koymayı seçmiş. Erzaklar herkese aynı çuval sayısıyla değil, evlerin ihtiyacına göre paylaştırılmış. O günden sonra krallıkta çocuklar şu sözü öğrenmiş: Adalet, herkesi birbirine benzetmek değildir; her birinin gücünü görüp gereken desteği vererek bütünü sağlam tutmaktır. Meydandaki yaşlılar da gençlerin sorularına kulak verdi; böylece gelenek, değişmeden donmak yerine daha bilge ve kapsayıcı biçimde yaşamayı hep sürdürdü.