Klasik Masallar 4 Görüntülenme 2 dk okuma

Mina ve Bakır Tas: Suskun Çeşmenin Klasik Masalı

Bir varmış, bir yokmuş; ortasında asırlık bir çınar bulunan Gümüşpınar ülkesinde Mina adında dokuz yaşında bir bakırcı çırağı yaşarmış. Yazın en sıcak sabahında meydandaki taş çeşme susmuş. Kuyuların suyu azalınca kral, çeşmeyi yeniden akıtana bir sandık altın vereceğini duyurmuş. Mina'nın ustasından kalan küçük Bakır Tas kendiliğinden çınlamış ve çeşmeyi ancak karşılık beklemeden yapılan üç iyiliğin damlalarının uyandırabileceğini fısıldamış.

Mina ilk damlayı aramak için söğütlü yola çıkmış. Köprü başında, testisi çatladığı için ağlayan yaşlı bir bahçıvana rastlamış. Kendi matarasında yalnız birkaç yudum su kaldığı hâlde yarısını bahçıvanın fidelerine dökmüş, sonra çatlağı balmumu ve keten iple kapatmış. Fidelerin yaprakları doğrulunca üzerlerinde gümüş renkli bir damla belirmiş. Bakır Tas damlayı usulca içine almış; Mina paylaşınca suyun eksilmediğini, umudun çoğaldığını görmüş.

Değirmen yolunda iki kardeş, ağır bir un çuvalını çamura düşürmemek için uğraşıyormuş. Mina acele etmek yerine omuz vermiş. Üçü çuvalı kuru taşların üzerinden taşıyıp değirmene ulaştırmış, ardından su yolunu tıkayan kırık dalları birlikte toplamışlar. Değirmen çarkı yeniden dönünce köpüklerin arasından turkuaz bir damla sıçramış. Bakır Tas ikinci kez çınlamış; emek paylaşıldığında en ağır yükün bile hafiflediğini söylemiş.

Üçüncü damlayı ararken sarayın gölgeli avlusuna varmış. Vezir, gizli sarnıçta su bulunduğunu söyleyip çeşmeyi yalnız saray bahçesine akıtmasını istemiş. Karşılığında altın sandığını hemen verecekmiş. Mina, pazar yerindeki çocuklar ve susayan hayvanlar beklerken tek bir bahçeyi seçmenin adil olmadığını söylemiş. Teklifi reddedince Bakır Tas'ın üzerinde bal rengi bir damla doğmuş. Bu damla, kolay ödül yerine herkesin hakkını gözeten bir karardan gelmiş.

Mina üç damlayı meydandaki çeşmenin taş çanağına dökmüş. Fakat musluktan yalnız incecik bir çizgi akmış. O sırada bahçıvan onardığı testiyi, kardeşler değirmenden getirdikleri kovayı, kasabalılar da ellerindeki kapları çeşmenin çevresine dizmiş. Herkes evinde kalan sudan bir yudumu ortak çanağa bırakmış. Bakır Tas parlak bir güneş gibi ışıldamış; taşların altından derin bir uğultu yükselmiş ve berrak su, serin bir kemer çizerek yeniden akmaya başlamış.

Kral altın sandığını Mina'ya uzatmış. Mina, altın yerine yağmur suyunu biriktirecek ortak sarnıçlar ve her mahallede kuşlar için küçük su kapları yapılmasını istemiş. Bakırcılar oluklar, taşçılar sağlam çanaklar hazırlamış; çocuklar kapların temizliğini sırayla üstlenmiş. Gümüşpınar bir daha susuz kalmamış. Bakır Tas çeşmenin yanında asılı dururken halk, gerçek bolluğun saklanan hazineden değil; adilce paylaşılan emekten, sudan ve iyilikten doğduğunu kuşaktan kuşağa anlatmış.