Klasik Masallar 9 Görüntülenme 2 dk okuma

Yaman ile Orman Dostları: İyilik Yapan İyilik Bulur

Bir varmış bir yokmuş, yüksek bir dağın eteğinde küçük bir köy varmış. Bu köyde Yaman adında, yaklaşık sekiz yaşlarında, güler yüzlü bir çocuk yaşarmış. Yaman'ın en sevdiği yer, köyün hemen yanı başındaki yemyeşil ormanmış. Güneş ağaçların arasından süzülüp yaprakları altın rengine boyadığında, Yaman sırt çantasını alır, patika boyunca neşeyle yürürmüş. 'Orman benim en güzel arkadaşım,' dermiş kendi kendine, kuş seslerini dinleyerek. Köyün bütün büyükleri onu tatlı diliyle ve yardımsever kalbiyle çok severmiş.

Yine böyle ışıl ışıl bir sabah, Yaman bir ağacın dibinde minik bir kuş görmüş. Kuşçağızın kanadı incinmiş, zavallı bir türlü uçamıyormuş. Yaman hemen yanına çömelmiş, onu usulca avucuna almış. 'Korkma küçük dostum, sana bir zararım olmaz,' demiş yumuşacık bir sesle. Çantasından çıkardığı temiz bir bezle kanadını sarmış, birkaç kırıntı ekmek vermiş. Kuş biraz dinlenince cıvıldayarak bir dala konmuş, sanki teşekkür edermiş gibi. Yaman'ın yüzünde kocaman bir gülümseme belirmiş.

Yaman biraz ilerleyince, bir ağacın altında aç kalmış bir sincapla karşılaşmış. Sincapçık, kış için sakladığı fındıkların yerini unutmuş, bir türlü bulamıyormuş. Yaman çantasındaki fındıkları avuç avuç önüne dökmüş. Az sonra da kurumuş bir derenin kıyısında susuzluktan yorgun düşmüş bir kaplumbağa görmüş. Matarasındaki suyu bir yaprağa döküp kaplumbağaya içirmiş. 'İyilik yapmak insana ne güzel geliyor,' diye düşünmüş, içi ısınarak. Her canlının mutlu olması, onun da yüreğini sevinçle doldururmuş.

Öğleden sonra bulutlar toplanmış, orman kararmaya başlamış. Yaman eve dönmek isterken patikayı şaşırmış. Derken ayağı kayıvermiş ve yosunlarla örtülü derin bir çukura düşmüş. Ne kadar tırmanmaya çalışsa da bir türlü yukarı çıkamıyormuş. 'Eyvah, beni burada kimse bulamaz,' diye korkmuş, gözleri dolmuş. Sesi ormanda yankılansa da cevap veren olmamış. Karanlık çöktükçe üşümeye başlamış, küçük kalbi telaşla çarpıyormuş.

Tam umudunu yitirecekken, yukarıdan tanıdık bir cıvıltı gelmiş. Kanadı iyileşen kuş, Yaman'ı görünce hemen köye uçmuş ve köylüleri çağırırcasına ötmüş. Sincap uzun bir sarmaşığı dişleriyle çukurun kenarına taşımış. Kaplumbağa ise ağır ağır ilerleyerek Yaman'ın babasına çukurun yolunu göstermiş. Az sonra baba, sağlam sarmaşığı sıkıca tutup oğlunu güvenle yukarı çekmiş. Yaman, üç küçük dostuna sarılıp minnetle gülümsemiş. O üç minik dost, gördükleri iyiliği hiç unutmamış; sıra kendilerine gelince Yaman'a seve seve yardım etmişler.

O günden sonra Yaman anlamış ki, karşılık beklemeden yapılan her iyilik, bir gün dönüp dolaşıp insanı bulurmuş. Ormandaki en küçük canlıya bile şefkat göstermenin ne kadar değerli olduğunu hiç unutmamış. 'İyilik eken, iyilik biçer,' dermiş artık gülümseyerek. Ve o güneşli orman, Yaman'la üç sadık dostunun sevgisiyle her gün biraz daha güzelleşirmiş.