Poyraz ile Altın Tepeli Turna: Sözünü Tutan Küçük Çoban
Bir varmış, bir yokmuş. Uzak bir dağ köyünde, yıllar önce Poyraz adında küçük bir çoban çocuğu yaşarmış. Poyraz her sabah keçilerini alır, ormanın kıyısındaki taş çeşmeye götürürmüş. Yanına da annesinin pişirdiği mısır ekmeğini alırmış. Gökyüzü masmavi, otlar yemyeşilmiş, kuşlar cıvıl cıvılmış. Poyraz mutlu bir çocukmuş ama çokça konuşacağı bir arkadaşı yokmuş. O yüzden çeşmenin tatlı şırıltısına türküler söylermiş.
Bir sabah çeşmenin başında minik bir ses duymuş. Bakmış ki, kanadı yaralı, tepesi altın tüylü bir turna, taşların arasına sinmiş titriyormuş. Poyraz hemen yanına diz çökmüş, korkma diye usulca fısıldamış. Ekmeğinin en yumuşak ortasını koparıp turnaya uzatmış, yaralı kanadını da yumuşacık yapraklarla sarıvermiş. Turna iri gözlerini kırpıştırmış ve o an şaşırtıcı bir şey olmuş: tıpkı bir insan gibi konuşmuş.
Teşekkür ederim iyi yürekli çoban, demiş altın tepeli turna. Kanadım tümüyle iyileşene kadar her sabah bu çeşmeye gelir misin? Bana bir lokma ekmek, bir yudum su getirir misin? Poyraz hiç düşünmeden, sana söz veriyorum, demiş, ben verdiğim sözü mutlaka tutarım. O günden sonra hava ister yağmurlu ister güneşli olsun, Poyraz her sabah çeşmeye koşmuş, turnayla dertleşip türküler söylemiş.
Derken kış gelmiş, dağ köyünü kalın beyaz bir yorgan örtmüş. Yollar buz tutmuş, rüzgar uğul uğul esmiş. Kimileri, bu ayazda çeşmeye kadar gidilir mi hiç, demiş. Ama Poyraz verdiği sözü bir an olsun unutmamış. Her sabah kalın çorabını giymiş, sıcacık ekmeğini koynuna saklamış, kar kar üstüne yağsa da çeşmeye gitmiş. Turnanın kanadı yavaş yavaş iyileşmiş, altın tüyleri günden güne daha çok parlamış.
İlkbahar gelip karlar eriyince turnanın kanadı büsbütün iyileşmiş. Bir sabah turna kanatlarını gururla açmış, Poyraz'ın çevresinde üç kez dönmüş. Sen sözünü tuttun, ben de minnetimi göstereceğim, demiş. O gün turna maviliklere süzülmüş ve ardından köye görülmemiş bir bereket gelmiş: pınarlar coşmuş, başaklar altın sarısına dönmüş, keçiler semirmiş. Köylüler bu bolluğun sırrını hiç bilememiş ama Poyraz yalnızca gülümseyip susmuş.
Sevgili çocuklar, Poyraz o altın tepeli turnayı ömrü boyunca hiç unutmamış; her bahar başında turna çeşmenin üstünde bir kez süzülüp ona sevgiyle selam verirmiş. Bu güzel masal bize şunu fısıldar: Verdiğimiz sözü, hava ister güneşli ister karlı olsun, sonuna kadar tutmalıyız. Bir iyiliğe minnet duymak ve sözünde durmak, hem kalbimizi hem de çevremizi güzelleştirir. Sabreden, seven ve sözünü tutan, en tatlı bereketi bulurmuş.