Klasik Masallar 23 Görüntülenme 2 dk okuma

Çoban Çınar ile Bilge Kuş: Küçük Bir İyiliğin Büyük Ödülü

Dağların eteğinde, eski bir değirmenin ve koca bir ormanın yanında küçük bir köy varmış. Bu köyde Çınar adında, iyi kalpli ve alçakgönüllü bir çoban çocuğu yaşarmış. Çınar'ın yalnızca birkaç koyunu ve bir de yamalı heybesi varmış ama yüreği kocaman, gülüşü pırıl pırılmış. Sabahları koyunlarını otlatır, akşamları kavalıyla usulca ezgiler çalarmış. Köyün belki en yoksuluymuş ama en tatlı selamı hep o verirmiş.

Bir gün köye bir haberci gelmiş. Uzaktaki sarayın kralı çok üzgünmüş; yıllardır bir kez olsun gülememiş. 'Kralımıza en değerli hediyeyi getiren, gönlünce ödüllendirilecek!' demiş haberci. Köylüler hemen altın, ipek ve parlak taşlar toplamaya koyulmuş. Çınar'ın verecek değerli hiçbir şeyi yokmuş. Yine de temiz bir yürekle, 'Ben de yola çıkayım, elimden gelen bir iyilik yaparım,' demiş.

Orman yolunda giderken Çınar minik bir çığlık duymuş. Bir dalın dibinde, kanadı dikene takılmış küçük boz bir kuş titriyormuş. Çınar hemen diz çökmüş, kuşu incitmeden usulca kurtarmış, avucunda ısıtmış. Sonra heybesindeki tek dilim ekmeği ikiye bölüp yarısını ona vermiş. O anda kuş konuşmaya başlamış: 'Teşekkür ederim iyi yürekli çocuk. Ben bu ormanın bilge kuşuyum.'

Bilge kuş kanatlarını çırpmış ve tatlı bir sesle şöyle demiş: 'Sen bana koca bir yüreğin küçük bir iyiliğini gösterdin. Şimdi ben de sana yol arkadaşı olayım.' Çınar'a hiçbir hediye vermemiş, sadece omzuna konmuş. 'Sarayda parlak şeyler çok olacak,' demiş, 'ama sevgiyle verilen mütevazı bir armağan hepsinden değerlidir. Sen kavalını çal, gerisini bana bırak.' Çınar gülümsemiş ve birlikte yola koyulmuşlar.

Sarayın avlusu altın tepsiler ve mücevherlerle süslenmiş, ama kral hâlâ başını öne eğmiş, hüzünle oturuyormuş. Sıra en arkadaki Çınar'a geldiğinde, o utangaçça öne çıkmış. 'Benim altınım yok kralım, yalnızca şu kavalım var,' demiş ve usulca çalmaya başlamış. Omzundaki bilge kuş ezgiye katılınca ormanın tüm kuşları pencerelere doluşmuş. Saray, öyle sıcak, öyle sevecen bir şarkıyla dolmuş ki kralın yüzünde yıllardır kaybolan gülümseme yeniden belirmiş.

Kral gözleri parlayarak ayağa kalkmış: 'Bunca hazine içinde beni yalnızca senin tertemiz yüreğin ve kavalın mutlu etti,' demiş ve Çınar'ı sarayın baş çobanı yapıp ona verimli bir çayır armağan etmiş. Çınar hiç şımarmamış, kazandığını köyüyle paylaşmış. Sevgili çocuklar, kimi zaman en küçük bir iyilik, en alçakgönüllü bir kalp, en büyük ödülü getirir. Unutmayın: paylaşan bir yürek, altından çok daha değerlidir.