Uyku Öncesi Masallar 5 Görüntülenme 2 dk okuma

Mira ve Ayın Sessiz Ninnisi: Huzurlu Bir Uyku Masalı

Ormanın kıyısındaki yuvarlak pencereli küçük yuvada gece çoktan başlamıştı. Minik tavşan Mira, yıldızlı pijamalarını giymiş, yumuşacık yatağına uzanmıştı ama gözleri hâlâ açıktı. Dışarıda yapraklar usulca hışırdıyor, duvardaki ay ışığı gümüş bir gölcük gibi titreşiyordu. Mira bir sağa, bir sola döndü. ‘Uykum hangi yoldan gelecek?’ diye fısıldadı. Annesi başucuna oturup kulaklarını sevgiyle okşadı.

‘Uyku koşarak gelmez,’ dedi annesi. ‘Onu duyabilmek için önce yavaşlamak gerekir.’ Birlikte pencereyi azıcık araladılar. Gece serin ve mis kokuluydu. Uzakta bir dere, taşlara incecik bir şarkı söylüyor; çimenlerin arasındaki cırcır böcekleri aynı sakin ritmi tekrarlıyordu. Mira burnundan çiçek koklar gibi uzun bir nefes aldı, sonra ağzından mum söndürür gibi yavaşça verdi. Omuzları biraz gevşedi, kulakları yastığa doğru usulca indi.

Ay, pencereden içeri ince bir ışık yolu uzattı. Mira bu yolun üzerinde üç küçük hayal gördü: sessizce kapanan bir papatya, kanatlarını dinlendiren mavi bir kelebek ve yaprağın altında uyuyan minicik bir uğur böceği. ‘Hepsi geceye güveniyor,’ diye düşündü. Annesi, ‘Şimdi ayak parmaklarını gevşet, sonra karnını, sonra da kulaklarını,’ diye fısıldadı. Mira bedeninin her yerini yumuşatırken yatağı sanki ılık bir buluta dönüştü.

Mira gözlerini kapatınca ayın sessiz ninnisini duyar gibi oldu. Ninnide kelimeler yoktu; yalnızca derenin şırıltısı, yaprakların nefesi ve annesinin düzenli kalp atışı vardı. Her ses, ‘Buradasın, güvendesin,’ diyordu. Mira aklına gelen oyuncakları ve yarın yapacaklarını küçük, hayalî bir sepete koydu. Sepetin kapağını kapatıp sabaha sakladı. Böylece düşünceleri tek tek yavaşladı; odanın içi daha da dinginleşti.

Bir süre sonra Mira’nın göz kapakları ağırlaştı. Ay ışığı duvardaki gölcükten yatağının ucuna kadar süzüldü, sonra sanki onu incecik bir battaniye gibi örttü. Mira bir kez esnedi, minik patilerini çenesinin altına topladı. Annesi şalını düzelterek yanında sessizce bekledi. Dışarıdaki dere akmaya, böcekler şarkı söylemeye devam ediyordu. Hiçbir şey acele etmiyor, bütün orman aynı sakin nefesi alıp veriyordu.

Mira sonunda mışıl mışıl uykuya daldı. Rüyasında papatyalar başlarını yastığa koyuyor, kelebekler bulutların üstünde dinleniyor, ay da gökyüzünün lambasını biraz kısıyordu. O gece Mira şunu öğrendi: Uyku gelmediğinde onu kovalamak gerekmez; yavaş bir nefes, gevşeyen bir beden ve güvenli düşünceler uykuya açılan kapıyı usulca aralar. Ay sabaha kadar penceresinde nöbet tuttu. İyi geceler Mira, iyi geceler sessiz orman, iyi geceler küçük yıldızlar. Orman da huzurla dinlendi.