İpek'in Uzanan Eli: Söğütlü Park'ta Yeni Bir Arkadaş
Bir varmış bir yokmuş, güneşin altın gibi parladığı bir bahar sabahında, Söğütlü Park'ın kocaman kestane ağacının altında İpek adında neşeli bir kız oyun oynarmış. Kıvırcık kestane rengi saçları iki topuz halinde, kırmızı kurdelelerle bağlıymış. Sarı elbisesi ve yeşil hırkasıyla çimenlerin üstünde koştururken, bankın en ucunda tek başına oturan bir çocuk görmüş. Çocuk kimseye bakmadan, ellerinin arasında bir şeyi sıkıca tutuyormuş.
Bu çocuğun adı Tuna'ymış. Mahalleye yeni taşınmış, parktaki kimseyi tanımıyormuş. Utangaçlığından kimseye 'merhaba' diyememiş, köşesine çekilmiş. Avucunda küçük turuncu bir oyuncak tekne varmış; onu usulca okşayıp duruyor, arada bir diğer çocukların kahkahalarına göz ucuyla bakıyormuş. İçinden 'Keşke ben de onlarla oynayabilsem,' diye geçiriyormuş ama utangaçlığından ayakları bir türlü yerinden kalkmıyormuş.
İpek, Tuna'nın gözlerindeki hüznü fark etmiş. Kalbi ısınmış, yanına gitmiş ve tatlı tatlı gülümseyerek elini uzatmış. 'Merhaba, ben İpek,' demiş. 'Senin teknen çok güzelmiş, birlikte yüzdürelim mi?' Tuna önce şaşırmış, sonra utangaç bir gülümseme yüzüne yayılmış. Küçük, titreyen elini İpek'in sıcacık avucuna koymuş. İki arkadaş el ele tutuşup, kestane ağacının yanındaki minik su birikintisine doğru sevinçle yürümüş.
Su birikintisi güneşte pırıl pırıl parlıyormuş. İpek, 'Burası koca bir deniz, teknen de kaptan!' deyince Tuna'nın gözleri sevinçle ışıldamış. Turuncu tekneyi usulca suya bırakmışlar. Rüzgâr estikçe tekne minik dalgaların üstünde süzülüyor, sanki uzak adalara yelken açıyormuş. Tuna kahkahalarla gülmüş; utangaçlığı, bahar rüzgârıyla uçup gitmiş. İlk kez bir arkadaşıyla oynuyormuş ve kalbi bir kuş gibi hafiflemiş.
Az sonra parktaki diğer çocuklar da meraklanıp yanlarına gelmiş. 'Biz de tekne yarışına katılabilir miyiz?' diye sormuşlar güler yüzle. Tuna çekinerek başını sallamış ve hepsi birlikte oyuncaklarını getirip minik denizde bir yarış düzenlemiş. Kimse Tuna'ya yabancı gibi davranmamış; onu candan, sıcacık karşılamışlar. O gün Söğütlü Park, çocukların sevinç çığlıklarıyla ve tertemiz bir dostlukla dolup taşmış.
Sevgili çocuklar, bazen bir kişinin yalnızlığını bitirmek için koca bir sihir gerekmez; sadece uzatılan küçük bir el ve içten bir gülümseme yeter. Tıpkı İpek gibi, çevrenizde tek başına kalmış birini gördüğünüzde ona el uzatın. Unutmayın, yalnız kalan birine dostça yaklaşmak hem onun kalbini hem de sizin kalbinizi ışıkla doldurur. Çünkü paylaşılan içten bir gülümseme, en güzel arkadaşlığın başlangıcıdır.