Uyku Öncesi Masallar 33 Görüntülenme 2 dk okuma

Pamuk Tavşan ve Ay Nine'nin Yıldız Ninnisi

Gümüş Göl'ün kıyısında, yaşlı bir söğüt ağacının kökleri arasında minik bir yuva vardı. Bu sıcacık yuvada, uzun ve yumuşacık kulaklı, bembeyaz bir tavşan yaşardı; adı Pamuk'tu. Pamuk'un başında hep lavanta rengi, tatlı bir uyku takkesi bulunurdu. Akşam olmuş, gökyüzü yavaşça mora boyanmış, söğüdün dalları hafif hafif sallanmaya başlamıştı. Yuvanın içi papatya ve lavanta kokuyor, her yer huzur içinde uğulduyordu.

Söğüt ağacının kuşları esneyip tüylerini kabartmış, göldeki ördekler başlarını kanatlarının altına saklamıştı. Ama Pamuk bir türlü uyuyamıyordu. Minik burnu kıpır kıpır, kulakları oynayıp duruyordu. Yatağında önce sağa döndü, sonra sola döndü; yumuşacık yastığını kabarttı ama uyku bir türlü gelmiyordu. 'Belki dışarıda ne olduğuna bir bakarım,' diye usulca fısıldadı ve minik patikleriyle sessizce kapıya doğru yürüdü.

Dışarısı masmavi bir sessizliğe bürünmüştü. Çimenlerin üzerinde minik bir ateşböceği, Fıstık, uykulu uykulu parıldıyordu. Az ötede, yaprak yatağına kıvrılmış küçük bir kirpi mışıl mışıl soluyordu. Serin bir esinti otların arasında dolaşıyor, her şeye 'şşşt, uyku vakti geldi' der gibi yumuşacık fısıldıyordu. Pamuk çimenlere oturdu, ama gözleri hâlâ fıldır fıldırdı. 'Herkes uyuyor da ben neden uyuyamıyorum?' diye düşündü üzgün üzgün.

Tam o sırada gökyüzünde Ay Nine, yumuşak ve gümüşi ışığıyla usulca belirdi. 'Merhaba küçük Pamuk,' dedi tatlı bir sesle. 'Neden hâlâ uyanıksın?' Pamuk derin bir iç çekti: 'Bütün gün oyun oynadım, koştum, güldüm... Ama şimdi kafamın içi hâlâ zıp zıp zıplıyor, bir türlü durulmuyor.' Ay Nine sevecen bir gülümsemeyle ışığını Pamuk'un üzerine tıpkı yumuşacık bir battaniye gibi seriverdi.

'Gel bakalım,' dedi Ay Nine tatlılıkla. 'Önce derin bir nefes al, sonra yavaşça bırak.' Pamuk denedi: içine ay ışığını çekti, sonra bütün yorgunluğunu usulca üfledi. 'Şimdi de benimle yıldızları sayalım.' Bir yıldız, iki yıldız, üç yumuşacık yıldız... Gökyüzü sanki minik bir ninni mırıldanıyordu. Pamuk saydıkça göz kapakları ağırlaştı, kocaman tatlı bir esneme geldi. Kulakları uykuyla birlikte usul usul aşağı düştü.

Pamuk minnoş adımlarla yuvasına döndü, yumuşacık yastığına sarıldı ve battaniyesini çenesine kadar çekti. Ay Nine pencereden ona göz kırptı, yıldızlar üzerine ışıktan ince bir örtü serdi. Pamuk son bir kez derin nefes aldı ve gülümseyerek mışıl mışıl uykuya daldı. O gece şunu öğrenmişti: Gün bittiğinde koşuşturmayı bırakıp yavaşça nefes almak, sakinleşmek gerekir; huzur, tıpkı uyku gibi, sabırla bekleyene usulca gelir. İyi geceler, Pamuk.