Zümra ve Üç Kulplu Çömlek: Kırık Sarayın Klasik Masalı
Bir varmış bir yokmuş, kırmızı damlı evleri ve çini fırınlarıyla ünlü Kilhisar'da Zümra adında dokuz yaşında bir çömlekçi çırağı yaşarmış. Her bahar, sarayın avlusundaki kuru havuza Yankılı Pınar'dan su taşıyan Üç Kulplu Çömlek çıkarılırmış. Çömleğin üç kulpu aynı anda tutulunca su, bahçedeki bütün fidanlara yetermiş. Fakat bu yıl kibirli Vezir Tarman onu tek başına kaldırmaya çalışmış. Çömlek taş basamaklara düşmüş, gövdesinde ince bir çatlak açılmış ve sarayın gülleri boyunlarını bükmüş.
Sultan, çömleği bir gecede onarana kese kese altın vereceğini duyurmuş. Ustalar parlak sırlar sürmüş, demir halkalar takmış, ama pınar suyu her denemede çatlağın arasından sızmış. Zümra, ödülü düşünmeden kırık parçayı avucuna almış; eski kilin çok sert, yeni yamanınsa fazla yumuşak olduğunu fark etmiş. Ninesi Usta Nefise ona hazır bir çözüm vermemiş. Bunun yerine, üç kulpun neden üç ayrı yöne baktığını anlaması için su taşıyıcısı Leman'ı, bahçıvan Cemil'i ve fırıncı Arif'i dinlemesini istemiş.
Leman, dolu kabın aceleyle değil dengeli adımlarla taşındığını söylemiş. Cemil, suyun yalnız güllere değil yeni dikilen sebze fidelerine de bölünmesi gerektiğini anlatmış. Arif ise kalın bir yamanın dışını çabuk kurutup içini nemli bıraktığını, gerçek sağlamlığın yavaş ateş istediğini göstermiş. Zümra üç öğüdü de küçük çizimlerle aklında tutmuş. Eski çömlek tozunu taze kille karıştırmış, çatlağı ince katlarla doldurmuş ve kabı birden kızgın fırına sokmak yerine ılık közün çevresinde sabırla döndürmüş.
Şafak sökerken Zümra, Leman ve Cemil üç kulpu birlikte kavramış. Vezir Tarman öne atılacak olmuş, fakat çömleğin mat çini desenleri sönük kalmış. Zümra ona dördüncü bir kulp olmadığını, yine de yürüyüş yolunu temizleyerek yardım edebileceğini söylemiş. Vezir utancını saklamadan taşları toplamış. Üçlü aynı hızda yürüyünce çömlekten tek damla sızmamış. Avluda suyu önce fidelerin köklerine, sonra mutfağın kazanlarına, en son güllere paylaştırmışlar. Kuru havuz dolarken üç kulp gök mavisi bir ışıkla parlamış.
Sultan altın keselerini Zümra'ya uzatmış. Zümra, saray için tek bir değerli çömlek yerine her mahallede çocukların ve ustaların birlikte çalışacağı küçük kil ocakları istemiş. Dileği kabul edilmiş; Vezir Tarman da ilk ocakta çamur yoğurmayı öğrenmiş. Üç Kulplu Çömlek camlı bir hazinede saklanmamış, her bahar üç farklı kişi tarafından pınara götürülmüş. Kilhisar halkı o günden sonra sağlam işin aceleden değil sabırdan, bereketin tek elde tutmaktan değil emeği ve suyu adilce paylaşmaktan doğduğunu hiç unutmamış.