Nazen ve Sedef Kaval: Üç Vadinin Klasik Masalı
Bir varmış bir yokmuş, üç yeşil vadinin aynı ırmakla beslendiği Yelkovan ülkesinde Nazen adında dokuz yaşında bir çoban çırağı yaşarmış. Eskiden Su Vadisi kanallarını açar, Tohum Vadisi arpasını yollar, Dokuma Vadisi de kışlık örtülerini paylaşırmış. Yeni vezir her vadiye yüksek kapılar yaptırıp armağanların karşılığında ağır bedeller isteyince ırmak sığlaşmış, ambarlar boşalmış, tezgâhlar susmuş. Nazen, yaşlı çınarın kovuğunda üç yuvarlak deliği olan sedef kakmalı bir kaval bulmuş; üflediğinde tek bir ses bile çıkmamış.
Nazen kavalı, köyün masalcısı Münevver Nine'ye götürmüş. Nine, üç deliğin suyu, tohumu ve emeği simgelediğini, kavalın ancak karşılık beklemeden paylaşılan her iyilikte bir nota bulacağını anlatmış. Nazen önce Su Vadisi'nin bekçisi Cemşit'e gitmiş. Kuruyan bostanları birlikte görünce Cemşit, ırmağın üçte birini öteki vadilere açmaya razı olmuş. İlk su arkı taşların arasından şırıldayınca kavalın alt deliği lacivert ışıldamış ve derin, yumuşak bir nota rüzgâra karışmış.
Sonra Nazen Tohum Vadisi'ne yürümüş. Çiftçi Saliha, ambarın azaldığını söyleyip önce çekinmiş; Nazen, suyun ulaştığı tarlalarda yeni ürün yetişeceğini ve ilk hasadın yine bölüşülebileceğini anlatmış. Saliha üç çuval arpayı komşularına gönderince orta delik kehribar gibi parlamış. Dokuma Vadisi'ndeki ustalar da ıslanan evler için yün örtüler dokumayı kabul etmiş. Tezgâhlar takırdarken üçüncü delik gül rengine dönmüş; kaval artık üç notayı birbiriyle kavga etmeden, tek bir ezgide buluşturmuş.
Vezir ezgiyi duyunca kavalı saraya alıp her nota için vergi istemiş. Fakat kaval onun elinde yine susmuş. Nazen, üç vadinin halkını eski taş köprüde toplamış; herkes ne verebileceğini ve neye ihtiyaç duyduğunu sırayla söylemiş. Hükümdar da kalabalığın ortasında oturup onları dinlemiş. Birlikte, suyu mevsime göre eşit ölçen, tohumun bir bölümünü gelecek yıl için saklayan ve dokumacıların emeğini ortak ürünlerle karşılayan bir plan yapmışlar. Herkes sözünü yüksek sesle yineleyince kaval, gökyüzündeki bulutları titreten berrak ezgisini çalmış.
O günden sonra yüksek kapılar kaldırılmış, taş köprünün yanında haftalık Paylaşım Pazarı kurulmuş. Su Vadisi testilerini, Tohum Vadisi ekmeğini, Dokuma Vadisi renkli örtülerini aynı sofraya getirirmiş. Vezir de yaptığı hatayı anlayıp ağır bedelleri silmiş ve pazarın ölçülerini çocuklarla birlikte denetlemiş. Nazen kavalı sarayın hazinesine değil, herkesin görebileceği çınar dalına asmış. Kaval, tutulan sözlerde üç nota çalar, bencil isteklerde sessiz kalırmış. Böylece üç vadi, bolluğun çok şeye sahip olmaktan değil, kaynakları adilce paylaşmaktan doğduğunu öğrenmiş.