Uyku Öncesi Masallar 9 Görüntülenme 2 dk okuma

Bibi ve Yasemin Çardağının Ay Işığı Uykusu

Bahçenin en yavaş gezgini Bibi, akşam çiyi yapraklara inerken yasemin çardağına dönmüş. Gün boyunca fesleğen saksısının çevresini dolaştığı için göz sapları bile yorulmuş. Oval söğüt sepetine çıkmış, lavanta başlığını düzeltmiş ve nane yeşili battaniyesini kabuğuna kadar çekmiş. Yaseminlerin altında günün sıcaklığı hâlâ çok hafifçe saklıymış. Yine de hemen uyuyamamış; uzaktaki su oluğu “şır” diye, bir yaprak “hış” diye sesleniyormuş. Bibi sesleri susturmaya çalışmak yerine her birine iyi geceler demeye karar vermiş.

Önce turkuaz tabaktan küçük bir yudum su içmiş. Su oluğunun düzenli şırıltısını üç kez dinlemiş: gelirken, dururken, uzaklaşırken. Her şırıltıda başını mindere biraz daha bırakmış. Sonra çardağın direğine sarılan yasemin yaprakları hafifçe kıpırdamış. Bibi, “İyi geceler, serin yapraklar,” diye fısıldamış. Bu küçük düzen ona yatağının güvenli ve tanıdık olduğunu hatırlatmış. Omuz diye düşündüğü yumuşak gövde kıvrımını gevşetmiş; kabuğunu taşımak artık ağır değil, sıcak bir yorgan taşımak gibi gelmiş.

Beyaz yasemin çiçeklerinden biri kokusunu geceye usulca bırakmış. Bibi burnundan yavaşça nefes almış, papatya kesesinin hafif kokusunu da fark etmiş ve nefesini acele etmeden vermiş. Çardağın dışındaki minik cırcır böceği iki kısa ses çıkarıp susmuş. Bibi, sessizliğin hiçbir ses olmaması demek olmadığını anlamış; sessizlik, seslerin birbirine yer açmasıymış. Her aralık, ona biraz daha sakinlik armağan ediyormuş. Yuvarlak gri çakılına dokunup gözlerini yarıya kadar kapatmış, ay ışığının sepet kenarına uzanışını izlemiş.

Bir esinti yasemin dallarını sallayınca ayın gölgesi battaniyenin üzerinde yavaşça yer değiştirmiş. Bibi gölgeyi takip etmek yerine gözlerini kapatmış ve bedeniyle küçük bir sayım yapmış: göz sapları dinlendi, başı mindere yerleşti, gövdesi yumuşadı, kuyruğu battaniyenin altında ısındı. Bahçedeki bütün hareketler güvenli ve uzaktaymış. Su oluğu daha kısık, yapraklar daha seyrek duyuluyormuş. Bibi'nin nefesi de çardağın gece ritmine uyarak uzayıp sakinleşmiş. Sepetin söğüt dalları onu yumuşakça çevreliyormuş.

Dolgun ay çardağın üstüne çıktığında Bibi artık sesleri tek tek aramıyormuş. Şırıltı, yaprak hışırtısı ve cırcırın kısa ezgisi birlikte yumuşak bir gece örtüsüne dönüşmüş. Bibi, yarın fesleğen saksısının öte yanını keşfedebileceğini düşünmüş; ama bunu planlamayı sabaha bırakmış. “Bugünlük bu kadar,” diye mırıldanıp pembe mindere iyice sokulmuş. Uyku, koşarak değil, onun hızına saygı duyarak gelmiş. Bibi de dinlenmenin yeni maceralara hazırlanmanın en nazik yolu olduğunu bilerek huzurla uyumuş. Bahçe de onunla birlikte dinlenmiş. Beyaz çiçekler sessizce ay ışığına dönmüş.