Tosbi ve Mandalina Serasının Beş Sakin Nefesi
Akşam olunca minik kaplumbağa Tosbi, mandalina bahçesinin ortasındaki yuvarlak cam seraya girdi. Şeftali rengi uyku yeleğini giymiş, küçük taş patikada gün boyu ağır ağır yürümüştü; yine de zihninde yaprakların, arıların ve oyunların sesi dolaşıyordu. Seranın içi ılıktı. Dallarda yeşil yapraklar, beyaz çiçekler ve turuncu meyveler birlikte duruyor; tavandaki camlara ay ışığı vuruyordu. Tosbi hasır yatağına oturdu, lavanta battaniyesini dizlerine çekti ve seranın kokusuyla ilk derin sakin nefesini aldı.
Birinci nefeste Tosbi, burnuna gelen tatlı mandalina kabuğu kokusunu fark etti. Nefesini verirken omuzlarını kabuğunun içinden biraz aşağı bıraktı. İkinci nefeste yaprakların gece esintisiyle birbirine değen ince sesini dinledi. Ses, uzaktan gelen yumuşak bir yağmur gibi seranın çevresinde dolaşıyordu. Tosbi sesleri saymak ya da durdurmak istemedi; yalnızca gelip geçmelerine izin verdi. Küçük seramik su kabından bir yudum aldı, sonra ayaklarını sıcak hasırın üzerine uzattı. Bacaklarındaki günün yorgunluğu yavaşça çözülmeye başladı.
Üçüncü nefeste Tosbi, cam tavanda ilerleyen yuvarlak ay parıltısını izledi. Parıltı önce mandalina dalına, sonra tahta rafa, en sonunda battaniyenin kenarına kondu. Tosbi gün içinde tamamlayamadığı taş kulesini düşündü. Bir an kalkıp bitirmek istedi, sonra kulenin sabaha kadar onu bekleyebileceğini hatırladı. Düşüncesini küçük beyaz bir çiçek yaprağı gibi hayal etti; nefes verirken yaprak sessizce yere süzüldü. Zihninde ona ayrılan yer genişledi, göz kapakları biraz daha ağırlaştı.
Dördüncü nefeste seranın dışındaki gece böcekleri kısa, düzenli sesler çıkardı. Tosbi kendi kalbinin de acele etmeden aynı gecede çalıştığını duyumsadı. Kabuğunun çevresine sıkıca topladığı kollarını gevşetti; ön ayaklarını battaniyenin üstüne bıraktı. Mandalina dallarından biri camın gölgesinde hafifçe sallandı, ama meyveler güvenle yerinde kaldı. Tosbi yarının yürüyüşünü planlamadı. Şimdi yalnız ılık hava, temiz su, güvenli yatağı ve yavaş nefesi vardı. Bu dört şeyi düşünmek bile yüzüne küçük bir gülümseme getirdi.
Beşinci nefeste Tosbi havayı nazikçe içine aldı, bir an dinledi ve uzun uzun bıraktı. Başını kurutulmuş otlarla dolu yuvarlak yastığa koydu; lavanta battaniyesini kabuğunun kenarına kadar çekti. Ay parıltısı artık ince bir gece lambası gibi hasır yatağın yanında duruyordu. Yaprakların sesi seyrekleşmiş, seramik kaptaki su bile kıpırtısız kalmıştı. Tosbi dinlenmenin günü yarım bırakmak değil, yarına güç saklamak olduğunu düşündü. Düşünce tamamlanmadan gözleri kapandı; mandalina serası gece boyunca meyve kokulu, yumuşak bir nefes alıp verir gibi huzurla sessizleşti.