Mırmır ve Yıldız Tozu Feneri: Sakin Bir Uyku Masalı
Çatılara akşamın mavi sessizliği inerken minik kedi Mırmır yatağında bir sağa bir sola dönüyordu. Yastığı yumuşak, battaniyesi sıcacıktı; yine de günün sesleri kulaklarında zıplıyordu. Devrilen tahta kuleyi, yetişemediği oyunu ve yarın yapacağı resmi düşünüyordu. Yuvarlak pencereden içeri süzülen ateş böceği Pırı, altın ışığını kısıp “Uykunun yolunu bulmak için önce günü yavaşça yerine koyalım,” dedi.
Pırı, komodindeki küçük fenerin kapağını açtı. Mırmır günün her düşüncesini hayalinde minicik bir yıldız tanesine çevirdi. Kuleyi mavi, oyunu yeşil, yarınki resmi sarı bir taneye dönüştürüp fenerin içine bıraktı. Hiçbiri kaybolmadı; hepsi sabaha kadar güvenli biçimde parlayacaktı. Mırmır kapağı kapatınca zihnindeki telaş biraz azaldı. Bıyıkları gevşedi, kuyruğu battaniyenin üstünde sessizce dinlendi.
Sonra odadaki büyük ışığı söndürüp yalnız feneri açık bıraktılar. Pırı, Mırmır'dan bir çiçeği koklar gibi burnundan yavaşça nefes almasını, sıcak çorbayı soğutur gibi usulca vermesini istedi. Mırmır bunu dört kez yaptı. Her nefeste patileri ağırlaştı; omuzları, karnı ve alnı gevşedi. Fenerdeki yıldız taneleri onun nefesiyle aynı ritimde yumuşakça büyüyüp küçülen ışık halkaları oluşturdu.
Açık pencereden gecenin sakin sesleri geldi. Uzakta bir rüzgâr çanı tek kez tınladı, yapraklar usulca hışırdadı, çatının kenarından bir yağmur damlası düştü. Mırmır sesleri yakalamaya çalışmadı; onların gelip gitmesini dinledi. O günün üç güzel anını hatırladı: annesiyle paylaştığı sütü, arkadaşının kahkahasını ve güneşte ısınan pencereyi. Güzel anılar kalbinin çevresine görünmez, yumuşacık bir minder oldu.
Pırı, fenerden ince bir yıldız tozu ışığı alıp battaniyenin kenarı boyunca gezdirdi. Işık gümüş bir dikiş gibi parladı, sonra yavaşça söndü. Mırmır sol yanına kıvrıldı; patilerini yanağının altına koydu. Yarınki işler fenerde güvendeydi, bugünün güzel anları kalbindeydi. Pırı'nın ışığı her nefeste biraz daha kısılırken odanın gölgeleri de korkutucu değil, dinlenen eşyaların sessiz şekilleri gibi görünüyordu.
Mırmır, uykunun kapıyı gürültüyle çalmadığını fark etti. Uyku; bedeni gevşeyince yanına kıvrılan, sıcak ve sessiz bir dosttu. Önce kulakları, sonra bıyıkları, en sonunda kuyruğunun ucu dinlendi. Rüyasında yıldız tozu feneriyle pamuk bulutların arasında usulca yürüdü. Pırı pencere kenarında nöbet tutarken Mırmır, düşünceleri sabaha bırakmanın, güzel anıları hatırlamanın ve yavaş nefes almanın huzurlu uykuya açılan yolu olduğunu öğrendi. Gece boyunca fenerin yıldızları usulca parladı; çatıdaki yağmur da yumuşak bir ninni söyledi. Sabah olduğunda Mırmır gözlerini dinlenmiş, neşeli ve yeni güne hazır biçimde gülümseyerek açtı. Pırı çoktan uyumuştu.