Efe ile Fırçıl: Bembeyaz Ülkenin Sırrı
Bir varmış bir yokmuş, evlerin ışıkları birer birer sönerken uyumaya hazırlanan küçük bir çocuk varmış. Adı Efe'ymiş. Efe altı yaşındaymış; dağınık kahverengi saçları, tombul yanakları, minik sarı yıldızlı nane yeşili pijamaları ve kıpkırmızı terlikleri varmış. Efe oyun oynamayı, resim yapmayı ve masal dinlemeyi çok severmiş. Ama bir şeyi hiç mi hiç sevmezmiş: dişlerini fırçalamayı! Her akşam annesi 'Haydi Efe, dişlerini fırçala,' dediğinde Efe burnunu kıvırır, 'Aman, gerek yok,' diyerek yatağına kaçarmış.

Yine böyle bir gece Efe yorganına sarılmış, uykuya dalmak üzereyken banyodan minik bir pırıltı süzülmüş. Pırıl pırıl parlayan, güler yüzlü, turkuaz kılları ışıldayan sevimli bir diş fırçası uçarak yanına gelmiş. 'Merhaba Efe, ben Fırçıl!' demiş neşeyle. 'Sana çok özel bir yer göstermek istiyorum. Gel, elimden tut!' Efe önce şaşırmış, sonra gülümsemiş. Fırçıl'ın minik ışığına dokunur dokunmaz odanın duvarları eriyip yıldızlı, yumuşacık bir yola dönüşmüş.

Yol onları bembeyaz, ışıl ışıl bir ülkeye getirmiş. 'Burası Bembeyaz Ülke,' demiş Fırçıl. 'Buradaki her tepe, senin dişlerinden biri!' Efe hayretle bakınmış; etraf sanki inciden yapılmış küçük tepelerle doluymuş, aralarında gümüş dereler akıyormuş. 'Ne kadar güzel!' demiş Efe. Ama Fırçıl usulca bir tepenin arkasını göstermiş. 'Bak bakalım, orada ne oluyor?' Efe merakla eğilip bakmış ve gördüğü şeye çok şaşırmış.

Tepelerin arasında minik, yapış yapış, gülünç şeker yaratıkları zıplıyormuş. Pembe, mor, sarı renkli bu Şekercikler kıkır kıkır gülerek tepelere yapışıyor, oradan kaymağa çalışıyormuş. 'Biz Şekercikleriz!' demişler cıvıl cıvıl. 'Dişler fırçalanmazsa biz burada kalır, ufacık delikler açarız!' Efe kaşlarını çatmış. Yaramaz Şekercikler korkutucu değilmiş, ama tepeleri buruşturup mızmızlandırıyorlarmış. Bir tepe bile 'Ah, karnım gıdıklanıyor, biri beni temizlesin!' diye inleyivermiş.

'Merak etme Efe, birlikte hallederiz!' demiş Fırçıl sevinçle. Efe, Fırçıl'ın turkuaz kıllarına nazikçe sarılmış ve tepeleri usul usul fırçalamaya başlamış. Fışş fışş, köpük köpük! Şekercikler kahkahalar atarak gümüş derelere yuvarlanıp kaybolmuş. Fırçalanan her tepe pırıl pırıl parlamış, mutluluktan zıplamış. 'Oh, ne kadar rahatladım!' diye şarkı söylemişler. Efe kan ter içinde ama gülümseyerek etrafına bakmış; Bembeyaz Ülke şimdi bir yıldız gibi ışıldıyormuş. 'Demek her gün fırçalayınca böyle oluyormuş!' demiş.

Ertesi sabah Efe gözlerini açtığında yatağındaymış. Fırçıl'ı aramış ama banyoda, bardağın içinde sırıtan sıradan diş fırçasını görünce gülümsemiş. Hemen koşup dişlerini fışş fışş fırçalamış; ağzı mis gibi olmuş. O günden sonra Efe her sabah ve her akşam dişlerini severek fırçalamış. Sevgili çocuklar, tıpkı Efe gibi siz de her sabah ve her akşam dişlerinizi fırçalarsanız, minik dişleriniz hep sağlıklı, bembeyaz ve mutlu kalır. Unutmayın: temiz dişler, ışıl ışıl bir gülümsemenin sırrıdır!
