Kayra ile Tukan Rengin: Yağmur Ormanında Cesaret Masalı
Kayra, yağmur ormanının yemyeşil patikalarına adım attığında, dev yaprakların arasından süzülen güneş ışıkları toprağı benek benek aydınlatıyordu. Kuş cıvıltılarının arasında minicik, hüzünlü bir ses duydu. Kocaman bir eğreltiotunun altında, tüyleri mavi-siyah, gagası gökkuşağı renginde sevimli bir yavru tukan buldu. Kayra usulca yaklaşıp 'Merhaba, ben Kayra. Neden bu kadar üzgünsün?' diye sordu. Yavru tukan başını kaldırdı ve titrek bir sesle cevap verdi: 'Ben Rengin. Ormanımıza rengini veren Şırıl Pınar sustu; bütün çiçekler yavaş yavaş soluyor.'

Rengin, minik kanadıyla ormanın yukarısındaki tepeyi gösterdi. 'Dün gece kopan fırtınada koca bir dal, pınarın gözünü kapatmış. Su akamıyor, çiçekler susuz kaldı,' diye anlattı. Kayra'nın yüreği cız etti. 'Üzülme Rengin,' dedi kararlı bir sesle, 'o dalı birlikte yerinden oynatırız. Ama bunun için cesur olmalı ve birbirimize yardım etmeliyiz.' Rengin'in gözleri umutla parladı; minik kanatlarını çırparak Kayra'nın omzuna kondu. İkisi, tepeye giden sarmaşıklı patikaya birlikte koyuldular.

Yol boyunca karşılarına, iki dev ağacın arasına gerilmiş sarmaşıktan bir asma köprü çıktı. Altından berrak bir dere şırıl şırıl akıyordu. Rengin çekinerek geriledi. Kayra diz çöküp onun minik gözlerine baktı: 'Korkma, ben öndeyim. Hemen yanımda uç, yavaş yavaş geçeriz.' Kayra önden dikkatlice ilerledi, Rengin de kanatlarını açıp onun hemen yanı başında uçtu. Köprü tatlı tatlı sallansa da, birbirlerine güvenerek karşı kıyıya ulaştılar. 'Başardık!' diye sevindi Rengin, cesareti bir kat daha artmıştı.

Derken patika, ışıl ışıl mantarlarla dolu sisli bir koruya daldı. Yerden yükselen puslu buğu yüzünden yolu göremez oldular. Kayra bir an durakladı. 'Merak etme,' dedi Rengin, 'ben yukarı uçup doğru yönü bulurum!' Minik tukan ağaçların tepesine süzüldü ve pınara giden aydınlık patikayı gördü. 'Sola dön, oradan yukarı!' diye seslendi. Kayra onun tarif ettiği yoldan güvenle ilerledi. Böylece biri gözleriyle, diğeri kanatlarıyla yardım ederek sisli koruyu el ele aştılar.

Sonunda tepedeki pınarın başına vardılar. Gerçekten de koca bir dal, suyun gözünü tıkamıştı. Kayra iki eliyle daldan sıkıca tuttu, Rengin de gagasıyla yaprakları çekiştirdi. 'Bir, iki, üç!' diyerek var güçleriyle ittiler. Dal yavaşça yana devrildi ve pırıl pırıl su, şırıl şırıl akmaya başladı! Berrak sular derelere yayıldıkça, solmuş çiçekler yeniden canlandı; kırmızı, mor, sarı renkler ormanı bir baştan bir başa doldurdu. Kelebekler uçuştu, kuşlar neşeyle şakıdı.

Rengin'in ailesi ve bütün orman dostları, pınarı kurtardıkları için Kayra'ya sevgiyle teşekkür etti. Kayra, çiçeklerin arasından el sallayarak tatlı bir gülümsemeyle vedalaştı. Sevgili çocuklar, Kayra ile Rengin'in macerası bize güzel bir şey öğretiyor: Cesaret, hiç korkmamak değil; bir dostumuz için korkularımızın üstesinden gelmektir. Yükü birlikte taşıdığımızda en ağır dallar hafifler, en zor yollar kısalır. Unutmayın, yardımlaşan ve birbirine güvenen kalpler, koca ormanları bile yeniden çiçek açtırır!
