Susu ve Kıyı Fenerinin Beş Sessiz Esnemesi
Uyku Öncesi Masallar 39 Görüntülenme 2 dk okuma

Susu ve Kıyı Fenerinin Beş Sessiz Esnemesi

Ay, İnce Kum Koyu'nun üstüne yuvarlak bir gece lambası gibi yükselirken minik su samuru Susu hâlâ uyuyamamış. Dalgaların kimi hızlı, kimi yavaş sesi aklındaki düşünceleri birbirine karıştırıyormuş. Koydaki yuvarlak taşlar bile sanki yumuşak yastıklara dönüşmüş. Annesi, pijamalı Susu'yu kıyıdaki alçak taş fenere götürmüş. Fener bekçisi artık kapıları kapatıyor, ışığı geceye hazırlıyormuş. Annesi, fenerin her gece beş sessiz esnemesi olduğunu söylemiş. Susu onları fark ederse kendi gözlerinin de ağırlaşabileceğini düşünerek sıcak bir mindere oturmuş.

Susu ve Kıyı Fenerinin Beş Sessiz Esnemesi — görsel 1

Birinci esneme, fenerin yuvarlak pencereleri birer birer kapanınca gelmiş. Ahşap kepenkler gürültüyle değil, yumuşak bir fısıltıyla birleşmiş. Susu omuzlarını kulaklarına doğru kaldırmış, sonra çok çok yavaşça bırakmış. Dışarıdaki ince rüzgâr lavanta otlarını tek yöne yatırmış. Susu, burnundan yavaşça hava alıp ağzından uzun uzun vermiş. İçindeki gün boyu koşturan küçük düşünceler, kıyıya bırakılan deniz kabukları gibi sakinleşmiş. Fenerin sıcak ışığı kayısı renkli mendilinin üstünde yuvarlak bir leke olmuş.

Susu ve Kıyı Fenerinin Beş Sessiz Esnemesi — görsel 2

İkinci ve üçüncü esneme, dalgalar iki uzun köpük çizgisi bırakıp geri çekildiğinde duyulmuş. Susu her çekilişte patilerini kuma biraz daha rahat bırakmış. Susu her nefeste karnının usulca yükselip indiğini hissediyormuş. Bir yengeç, minik taşları yuvasının önünden sessizce kenara taşımış; uzaktaki martılar başlarını kanatlarının altına saklamış. Susu beşe kadar ağır ağır saymış, ama sayıları tamamlamaya çalışmamış. Dalgalar birini eksik bıraksa bile denizin yine yolunu bulduğunu görmüş. Göz kapakları yarıya inmiş, kuyruğu minderin çevresine gevşekçe kıvrılmış.

Susu ve Kıyı Fenerinin Beş Sessiz Esnemesi — görsel 3

Dördüncü esnemede fenerin ışığı koyun üstünden yavaşça geçmiş. Bir an yuvarlak kayaları, sonra uyuyan kayığı, sonra da annesinin gülümseyen yüzünü aydınlatmış. Susu, ışık uzaklaşırken günün güzel anlarını hatırlamış: annesiyle topladığı pürüzsüz taş, paylaştığı yosunlu sandviç ve suya bıraktığı küçük yaprak tekne. Yapamadığı şeyleri sabaha bırakmış. Gece hepsini çözmesini istemiyormuş; yalnız dinlenmesini istiyormuş. Susu başını annesinin yumuşak omzuna yaslamış, nefesi dalgaların ritmine benzemiş.

Susu ve Kıyı Fenerinin Beş Sessiz Esnemesi — görsel 4

Beşinci esneme, ay ışığı fenerin sıcak ışığıyla kumda buluşunca olmuş. İki ışık birbirine karışıp Susu'nun minderine kadar uzanan soluk altın bir yol çizmiş. Annesi onu kucağına alıp kıyıdaki yuvalarına taşırken Susu gözlerini açmamış. Annesi sıcacık battaniyesini patilerinin üstüne hafifçe örtmüş. Yatağında denizin sesini çok uzaktan gelen bir ninni gibi duymuş. Her düşüncenin hemen bitmesi gerekmediğini, bedenin dinlenirken kalbin de sakinleştiğini öğrenmiş. İnce Kum Koyu uykuya dalmış; fener dönmüş, dalga çekilmiş ve Susu huzurla gülümsemiş.

Susu ve Kıyı Fenerinin Beş Sessiz Esnemesi — görsel 5
Paylaş: