Loru ve Papatya Yuvasının Yavaşlayan Gece Esintisi
Papatya Çayırı'nın kıyısında, kökleri yumuşak toprağa sarılan yaşlı bir söğüt vardı. Minik tavşan Loru ile annesi Seli, söğüdün altındaki yuvarlak yuvada yaşardı. O gece Loru yatağına girmişti ama kulakları hâlâ günün seslerini arıyordu. Dere kenarında zıpladığı taşları, bulduğu düzgün kozalakları ve yarın açacak tomurcukları düşünüyordu. Seli, acele etmeden yanına uzandı; uyumak zorunda olmadığını, önce yalnızca yuvanın gece kadar yavaşlayan esintisini fark edebileceğini fısıldadı.

Loru sırtını kuru ot yatağına bıraktı. Yuvarlak pencereden gelen esinti önce papatya yapraklarını, sonra söğüdün ince dallarını kımıldattı. En uzakta dere yumuşakça şırıldıyor, yakında tek bir cırcır böceği aralıklı ötüyordu. Yuvanın toprak duvarları da her sesi yumuşatıp geri bırakıyordu. Loru her sesi yakalamaya çalışmak yerine, seslerin gelip kendi kendine uzaklaşmasını dinledi. Seli, burnundan küçük bir nefes alıp daha uzun vermesini gösterdi. Loru nefes verirken kulaklarının gevşediğini, omuzlarının yatağa biraz daha ağırlaştığını fark etti.

Sonra Seli, Loru'dan bedenindeki küçük yerleri sırayla selamlamasını istedi. Loru ön patilerini bir an gerdi, sonra bıraktı; arka patilerini yatağa yayıp minik parmaklarını dinlendirdi. Karnı nefes alırken yuvarlak bir tepecik gibi yükseliyor, verirken usulca alçalıyordu. Burnunun ucunda kurutulmuş papatyanın hafif kokusu vardı. Penceredeki soluk sarı perde esintiyle kabarıp inerken Loru, kendi nefesinin de aynı perde gibi zorlanmadan hareket ettiğini hayal etti.

Loru'nun aklına gündüz dereye düşürdüğü düzgün kozalak geldi. Yarın onu bulamazsa diye gözlerini açtı. Seli, bazı düşüncelerin gece kapıyı çalabileceğini, onları kovmak gerekmediğini söyledi. Kozalağı söğüt kökünün yanında güvenle bekleyen küçük bir misafir gibi hayal ettiler. Loru içinden, şimdi dinlenip sabah bakabileceğini geçirdi. Düşünce kaybolmadı ama küçüldü; sanki pencerenin dışındaki bir çakıl taşı kadar sessizleşti. Dere sesi, cırcırın aralıklı ötüşü ve esinti yeniden yuvaya yayıldı.

Seli ince papatya desenli yorganı Loru'nun omuzlarına çekti. Ay ışığı yuvarlak pencereden girip kuru ot yatağında yumuşak bir halka bıraktı. Loru bir nefes daha aldı; verirken kulakları yana doğru dinlendi, patileri sıcak yatağa gömüldü. Seli'nin sıcak nefesi yanında, papatya kokusu da yuvanın içinde ince bir battaniye gibi dolaştı; hiçbir yere yetişmeleri gerekmiyordu. Söğüt dalları ağır ağır sallandı, cırcır böceği sustu, dereyse uzaktan aynı sakin şarkıyı sürdürdü. Loru gözlerini kapatırken günün güzel şeylerinin sabaha kaçmayacağını biliyordu. Bedeni gevşetmenin ve düşüncelere zaman vermenin, uykuyu zorlamadan ona yer açtığını öğrenerek huzurla uyudu.
