Pofu ve Dut Bahçesinin Uykucu Gölgeleri
Akşam serinliği dut bahçesine indiğinde minik tavşan Pofu krem yorganına uzandı, fakat gün boyunca koşan düşünceleri hâlâ zıplıyordu. Bir kulağını yastığa yatırdı, ötekini çevirdi; gözleri kapanmadı. Büyükannesi erik moru şalını omzuna alıp yatağın yanına oturdu. ‘Gölgelerin uykuya nasıl hazırlandığını dinleyelim mi?’ diye fısıldadı. Pofu leylak pijamasının üzerine adaçayı çantasını taktı. El ele, yaşlı dut ağacının köklerinden başlayan güvenli bahçe yoluna çıktılar.

İlk gölge, taş duvarın üzerindeki ince dut dalına aitti. Akşam esintisi yavaşladıkça gölge de sallanmayı azalttı; sonunda duvara yumuşak bir çizgi gibi uzandı. Pofu ayaklarını yere sağlamca bastı, burnundan sakin bir nefes aldı. Nefes verirken omuzlarını aşağı bıraktı. Büyükannesi, ‘Dal durmak için acele etmiyor,’ dedi. Pofu da günün yetişmeyen oyunlarını düşünmek zorunda olmadığını fark etti. Uzakta tek bir cırcır böceği öttü, sonra bahçe yeniden sessiz bir bekleyişe döndü.

İkinci gölge, yaprakların altındaki yuvarlak dut sepetinden geliyordu. Sepet doldukça ağırlaşmış, gölgesi yere iyice yerleşmişti. Pofu çömelip kendi küçük gölgesine baktı; önce patilerini, sonra karnını, sonra sarkık kulaklarını gevşetti. Büyükannesi avucuna kokulu bir dut yaprağı koydu. Pofu yaprağın serin kokusunu bir nefeste aldı, iki yavaş nefeste bıraktı. Yakındaki ateşböceği ışığını bir kez yakıp geniş yaprağın altına kondu. Pofu, dinlenmenin kaybolmak değil, güvenli bir yere yerleşmek olduğunu düşündü.

Bahçenin sonunda küçük sulama havuzu ayı sessizce taşıyordu. Pofu ile büyükannesi kıyıdaki hasır mindere oturdu. Suya düşen gölgeler önce ince halkalarla bölündü; rüzgâr kesilince yeniden birbirine kavuştu. Pofu çantasına hiçbir şey koymadı, ama üç sakin görüntüyü aklında sakladı: duran dal, yere yerleşen sepet ve düzleşen su. Her görüntüde gözlerini biraz daha kapattı. Büyükannesinin sıcak patisine yaslanınca kulaklarının ucuna kadar tatlı bir ağırlık yayıldı.

Yuvaya döndüklerinde büyükannesi krem yorganı Pofu'nun çenesine kadar çekti, dut yaprağı biçimli yastığını düzeltti. Yuvarlak pencerede dalın gölgesi artık kıpırdamıyordu. Pofu, uyku hemen gelmese bile nefesini yavaşlatabileceğini, bedenini sırayla gevşetebileceğini ve sakin gölgeleri hatırlayabileceğini biliyordu. Uyumadan önce gördüğü her gölgenin yanında kendini ne kadar güvende hissettiğini düşündü. Ertesi gece aynı yolu yalnızca hayalinde yürüyebileceğini de biliyordu. Bu düşünce onu iyice rahatlattı. Patileri ısındı, kulakları yastığa yumuşakça yayıldı. Büyükannesinin düzenli nefesi odanın sessiz ritmine karıştı. Bahçe karanlığa değil, dinlenmeye örtünürken Pofu güvenli yuvasında gülümsedi ve gece boyunca derin, huzurlu bir uykuya daldı.
