Pina ve Zeytin Bahçesinin Uyuyan Işıkları
Ay, eski zeytin bahçesinin üzerine ince bir gümüş tabak gibi doğduğunda minik kirpi Pina yatağına girmişti, ama gözleri hâlâ açıktı. Gündüz oynadığı oyunlar aklında küçük tekerlekler gibi dönüyordu. Yastığını çevirdi, sonra yorganını düzeltti; yine de uykunun kapısını bulamadı. Annesi soluk mavi şalını alıp yorganın kenarına oturdu. ‘Bahçedeki ışıkların nasıl dinlendiğine bakalım mı?’ diye fısıldadı. Pina pudra pembesi uyku tulumunu giydi, adaçayı çantasını omzuna taktı; el ele, kökler arasındaki güvenli patikaya çıktılar.

İlk ışık, yaprakların arasından süzülen aydı. Rüzgâr yavaşladıkça gümüş lekeler toprağın üzerinde daha az titremeye başladı. Pina bir lekeye basmadan yanında durdu, burnundan sakin bir nefes aldı ve ışığın yuvarlaklaşmasını seyretti. Annesi, ‘Ay acele etmeden de her yeri bulur,’ dedi. Pina gündüzden kalan aceleci düşüncelerini omuzlarından indiriyormuş gibi nefes verdi. Bir baykuş uzaktan tek kez öttü; sonra zeytin dalları yeniden yumuşak sessizliğe döndü.

İkinci ışık, taş oluğun kenarındaki çiy damlalarından geldi. Her damla ayı minicik taşıyor, fakat yaprak kıpırdamayınca parıltısı da sakinleşiyordu. Pina çömelip bakarken dikenlerini gevşetti; önce alnını, sonra omuzlarını, sonra minik patilerini dinlendirdi. Yakındaki iki ateşböceği sıcak sarı lambalarını kısa kısa yakıyordu. Bir süre sonra yanıp sönmeleri seyrekleşti ve ikisi de geniş bir zeytin yaprağının altına kondu. Gece kokan kekiklerin arasından serin, nazik bir esinti geçti. Pina, ışıkların bile mola verdiğini görünce içinin ağır değil, gerçekten çok yumuşak olduğunu hissetti.

Patikanın sonunda küçük taş havuz, gökyüzünü sessizce tutuyordu. Pina ile annesi kıyıdaki düz mindere oturdu. Suya düşen ay görüntüsü önce rüzgârla ince halkalara ayrıldı, sonra yüzey durulunca yeniden birleşti. Pina çantasından hiçbir şey çıkarmadı; gördüğü üç sakin ışığı içine koyuyormuş gibi düşündü: gümüş ay lekesi, berrak çiy tanesi ve sıcak ateşböceği noktası. Her düşüncede bir kez yavaşça nefes aldı. Göz kapakları ağırlaşınca annesinin patisine biraz daha yaklaştı.

Yuvaya döndüklerinde annesi krem yorganı Pina'nın karnına kadar çekti, ay biçimli yastığı düzeltti. Kapının yuvarlak penceresinden yalnız tek bir gümüş yaprak görünüyordu; ateşböcekleri çoktan dinlenmişti. Pina, uyku hemen gelmese bile bedenini sırayla gevşetebileceğini ve sakin görüntüleri hatırlayabileceğini biliyordu. Burnu yastığa yaslandı, patileri yorganın altında ısındı. Annesinin yumuşak nefesi odanın sessiz ritmine karıştı. Bahçenin bütün ışıkları küçülürken düşünceleri de yavaşladı. Güvenli yuvasında annesinin yakınlığını duydu ve derin, huzurlu bir uykuya daldı.
