Ekin ile Çıtçıt: Çam Kozalakları Neden Açılıp Kapanır?
Sekiz yaşındaki Ekin, yaz sonunda dedesiyle çam ormanına gittiğinde kahverengi bir kozalak buldu. Pulları pencere gibi açıktı ve aralarında ince kanatlı minicik tohumlar görünüyordu. Yanlarına kızıl sincap Çıtçıt geldi; burnuyla başka bir kozalağı yuvarladı. Bu ikinci kozalak, sabah çiyinden ıslandığı için sımsıkı kapalıydı. Ekin şaşırdı: Aynı ağacın kozalakları neden farklı görünüyordu? Dedesi, yere düşmüş iki kozalağı gözlem için eve götürebileceklerini, daldakilere dokunmamaları gerektiğini söyledi.

Evde iki tabağa kuru bez serdiler. Ekin kozalaklardan birini olduğu gibi bıraktı, ötekini kısa süre suyla ıslatıp ayrı tabağa koydu. Hangisinin değişeceğini tahminlerini resimle kaydetti; Çıtçıt da güvenli bir mesafeden merakla izledi. Birkaç saat sonra kuru kozalağın pulları daha geniş açılmış, ıslak olanın pulları birbirine yaklaşmıştı. Ekin yerlerini karıştırmamak için tabakların yanına biri güneş, biri damla şeklinde iki çizim koydu; böylece gözlemindeki tek farkın nem olduğunu anlayabildi.

Dedesi, kozalak pullarının odunsu katmanlardan oluştuğunu açıkladı. Bu katmanlar su alınca aynı miktarda şişmez; farklı hareket ettikleri için pul içe doğru bükülür ve kozalak kapanır. Hava kuruduğunda katmanlar suyunu kaybeder, pullar yeniden dışa açılır. Bunun için kozalağın canlı bir kası yoktur; değişimi nem ve malzemenin yapısı sağlar. Ekin, ıslak kozalağı ertesi gün kuru ve gölgeli bir yere koyunca onun da yavaşça açıldığını gördü. Deneyi bir kez daha yapınca aynı sonucu aldı.

Peki çam ağacı bu kapanıp açılmadan ne kazanıyordu? Dedesi, olgun kozalakların kuru havada açılmasının kanatlı tohumlara yardım ettiğini anlattı. Kuru bir günde tohumlar rüzgârla daha uzağa taşınabilir; çok nemli havada ise ıslanıp yakına düşebilir. Tam o sırada açık kozalağın arasından kâğıt kadar ince bir tohum süzüldü. Ekin onu üflemedi; pencere önünde yakalayıp ormanda buldukları yere götürmek üzere küçük, hava alan bir kutuya koydu.

Ertesi sabah Ekin ile dedesi kozalakları ve tohumu aynı çamlığın kuru toprağına geri bıraktı. Çıtçıt onları bir dalın üstünden seyretti. Ekin gözlem defterine şu sonucu çizdi: Nemli havada pullar kapanır, kuru havada açılır; böylece olgun tohumlar uygun koşullarda rüzgâra katılabilir. Bundan sonra doğada gördüğü her değişime hemen sihir demek yerine soru sormaya, tek bir farkı karşılaştırmaya ve gözlemini tekrarlamaya karar verdi. Merakın en güzel yanı, doğaya zarar vermeden dikkatle bakınca yeni sorular doğurmasıydı. Kozalakların küçük hareketi, sabırlı bir gözlemciye hava, su ve tohumların nasıl birlikte çalıştığını gösteren sessiz bir ders olmuştu.
