Ozan'ın İkinci Alkışı: Kaybetmeyi Öğreten Çocuk Masalı
Mahalle parkında o gün yumuşak kumaş halkaları renkli çubuklara atma oyunu vardı. Ozan evde çok çalıştığı için kesin kazanacağını düşünüyordu. İlk iki halkası çubuğa geçti; sevinçle zıpladı. Üçüncü halkası yere düşünce kaşları çatıldı. Arkadaşı İdil son atışını başarıyla yapıp oyunu bir puan önde bitirdi. Herkes onu alkışlarken Ozan'ın yüzü ısındı. Halkasını çantasına saklamak, oyunun yanlış olduğunu söylemek istedi. İçinde kocaman bir ‘Bu haksızlık!’ dalgası yükseldi.

Ozan ayağıyla çimlere vurunca oyun lideri Bora yanına geldi. Ona hemen gülümsemesini söylemedi; önce ne hissettiğini sordu. Ozan, hem üzgün hem öfkeli olduğunu, kaybedince çalışmasının boşa gitmiş gibi geldiğini anlattı. Bora, kaybetmenin can sıkabileceğini ve duyguların yanlış olmadığını söyledi. ‘Ama duygumuz ne yapacağımızı tek başına seçmez,’ diye ekledi. Ozan üç adım geri çekilip ellerini gevşetti, burnundan yavaşça nefes aldı. İçindeki dalga biraz küçülünce oyuna yeniden bakabildi.

Bora sonuç çizelgesini değil, atışların nasıl değiştiğini hatırlattı. Ozan geçen hafta altı halkadan yalnız birini geçirmişti; bugün ikisini başarmıştı. İdil ise atıştan önce dirseğini sabit tutmayı öğrenmişti. Ozan, arkadaşının son hareketini dikkatle izledi ve başarısının şans olmadığını fark etti. İlk alkışı ellerinden güçsüzce çıktı, fakat ikinci alkışında İdil'in emeğini gerçekten kutladı. İdil de Ozan'a ilk iki atışındaki sakin duruşu beğendiğini söyledi. İkisinin de yüzü rahatladı.

Çocuklar bir tur daha oynamaya karar verdi, ancak bu kez amaç en yüksek puan değildi. Herkes kendisi için küçük bir hedef seçti. Ozan halkayı atmadan önce iki sakin nefes alacak, İdil de her atıştan sonra arkadaşına alan açacaktı. Ozan üç halkadan ikisini çubuğa geçirdi; İdil yalnız birini geçirdi. Ozan sonucu söylemeden önce ona neyin işe yaradığını sordu. Birlikte düşen halkaları topladılar. Kazanan değişmişti, ama oyun kimseyi küçültmemişti.

Eve giderken Ozan, yarışmaların bazen sevinç, bazen hayal kırıklığı getireceğini düşündü. Kazanmak istemek kötü değildi; önemli olan, sonuç istediği gibi olmadığında bedenini sakinleştirmek ve başkasının sevincine zarar vermemekti. Ertesi hafta parkta yeni bir çocuk ilk atışını kaçırınca Ozan ona nefes molasını gösterdi. İdil başarılı bir halka geçirince yine iki kez alkışladı; artık ikinci alkışa ihtiyacı kalmadan ilki de içtendi. Yeni oyunların sonucunu merak ediyor, onlardan artık hiç korkmuyordu. Ozan, gerçek başarının her zaman birinci olmak değil, dünden biraz öğrenmek ve oyundan hep birlikte arkadaş kalabilmek olduğunu anlamıştı.
