Nisa ile Bora ve Şarkı Söyleyen Kumulların Gizli Pınarı
Nisa ile Bora, yaz tatilinde doğa rehberi olan dayıları Selim'le Kızılkum Araştırma Kampı'na gitmişti. Bir sabah yakındaki köyün eski pınarından su gelmediği haberi ulaşmış. Pınarın kaynağı, rüzgâr estiğinde uğultulu bir ezgi çıkaran Şarkılı Kumulların ardındaymış. Selim, borunun girişini kumun kapatmış olabileceğini söylemiş. Çocuklar yalnız yola çıkmamış; onunla birlikte geniş kenarlı şapkalarını, gözlüklerini ve hafif uzun kollu giysilerini takmışlar. Su mataralarını, gölgelik örtüyü, ilk yardım çantasını ve renkli dönüş işaretlerini tek tek kontrol etmişler.

Üçlü sabah serinliğinde ilerlerken kumullar derin bir davul gibi mırıldanmış. Selim, gevşek kumda aşağı doğru birlikte kayan tanelerin bu sesi oluşturduğunu anlatmış. Nisa, rüzgârın kum yüzeyinde çizdiği hilal biçimlerini gözlemlemiş; Bora da dik yamaçlara tırmanmak yerine sert zemindeki deve dikeni sırasını izlemiş. Her yüz adımda arkalarına renkli, yeniden toplanabilir bir şerit bırakmışlar. Bir kum kertenkelesi gölgeye kaçınca onlar da kısa mola vermiş. Maceranın hız değil, enerjiyi ve suyu akıllıca kullanmak olduğunu anlamışlar.

Öğleye yaklaşırken rüzgâr güçlenmiş, havadaki kum ince bir perdeye dönüşmüş. Selim hemen alçak, sağlam bir kaya çıkıntısının arkasında durmalarını söylemiş. Üçlü gözlüklerini takılı tutup yüzlerini hafif bezlerle korumuş, gölgelik örtüyü yere yakın biçimde germiş. Rüzgâr sakinleşene kadar su içip beklemişler; görüş azalmışken yola devam etmemişler. Fırtına geçince Nisa, kaya dibinde nemli yosun lekesi fark etmiş. Bora elini kayaya yaklaştırınca çevresine göre daha serin olduğunu hissetmiş. Bu işaretler pınarın yakın olabileceğini gösteriyormuş.

Kayanın çevresini dolaşınca eski taş kanalın ağzını bulmuşlar. Kanal çökmemiş, yalnızca kuru sazlar ve rüzgârın taşıdığı kumla tıkanmış. Selim zemini kontrol edip güvenli bölümü göstermiş; çocuklar yalnızca gevşek sazları küçük el kürekleriyle sepete toplamış. Bora suyun ince şırıltısını duyunca çalışmayı bırakıp yönü dinlemiş. Nisa, taşların arasındaki serin çizgiyi takip etmiş. Selim son kum tabakasını kaldırınca berrak su önce damla damla, sonra küçük bir dere gibi kanala akmış. Uzaktaki kumullar sanki sevinçli bir şarkıyla karşılık vermiş.

Dönüşte bıraktıkları bütün renkli şeritleri toplamış, aynı güvenli yolu izlemişler. Köyün pınarı yeniden akarken çocuklar suyu boşa harcamadan kovalarını dolduran insanları izlemiş. Selim, tıkanmanın yerini ve rüzgâr izlerini kampın bakım defterine kaydetmiş; köylüler kanal girişine suyu geçiren koruyucu bir ızgara yerleştirmeye karar vermiş. Nisa ile Bora, buldukları serin yosunu ve duydukları şırıltıyı resimlerle anlatmış. O gün cesaretin fırtınaya karşı koşmak değil; hazırlanmak, gerektiğinde beklemek, doğanın küçük işaretlerini okumak ve ekibin güvenli kararına uymak olduğunu öğrenmişler.
