Lale ve Gümüş Anahtar: Yedi Pencereli Sarayın Masalı
Bir varmış bir yokmuş, tepelerin ardında yedi renkli penceresiyle güneşi karşılayan bir saray varmış. Her ilkbahar pencereler açılır, bahçedeki erik ağaçları aynı anda çiçeklenirmiş. Fakat bir sabah sarayın Gümüş Anahtarı kaybolmuş; pencereler kapanmış, bahçe uykuya dalmış. Kraliçe Suna, anahtarın yalnızca verdiği sözü tutan birine görüneceğini söylemiş. Köyün terzisinin kızı Lale, nar çiçeği pelerinini bağlayıp saraya doğru yola çıkmış. Annesine gün batmadan döneceğine ve karşılaştığı hiç kimseyi yardımsız bırakmayacağına söz vermiş.

Orman yolunda Lale, tekeri çamura saplanan küçük bir kirpi arabası görmüş. Acele etse anahtarı daha erken bulabilirmiş, ama verdiği sözü hatırlamış. Dallardan kaldıraç yapıp tekeri çıkarmış, kirpinin dökülen cevizlerini toplamış. Kirpi teşekkür için altın bir ceviz uzatınca Lale yalnızca yol tarifi istemiş. Biraz ileride iki patika belirmiş: biri parlak taşlarla süslü, diğeri yapraklarla örtülüymüş. Kirpinin tarif ettiği sessiz patikayı seçince pelerininin üzerine gümüş bir ışık düşmüş ve yosunların arasında ay biçimli küçük bir işaret belirmiş.

Sessiz patika Lale'yi konuşan bir çeşmeye götürmüş. Çeşme, “Sarayın en değerli hazinesi nedir?” diye sormuş. Lale altın ya da mücevher demek üzereyken kurumuş bahçeyi düşünmüş. “İçinde yaşayanların birbirine duyduğu güven,” demiş. Çeşme şırıldayarak ona berrak su dolu bir tas vermiş. Lale tası taşırken susamış bir serçe önüne konmuş. Suyun azalacağını bilse de serçeyle paylaşmış. Tas yine kendiliğinden dolmuş. Suyun yüzeyinde Gümüş Anahtarın görüntüsü belirmiş; görüntü, sarayın arkasındaki eski gül kapısını gösteriyormuş.

Gül kapısında üç kilit varmış: sabır, iyilik ve söz. Lale ilk kilidi açmak için dikenli dalları koparmadan yavaşça ayırmış. İkinci kilide çeşmenin suyundan dökünce kuru güller canlanmış. Üçüncü kilit ise güneş batarken hâlâ kapalıymış. Tam o sırada saraydan bir haberci gelip kraliçenin onu beklediğini söylemiş. Lale önce annesine verdiği sözü hatırlamış; haberciye köye dönüp izin istemesi gerektiğini açıklamış. Geri dönmek üzere kapıdan uzaklaşınca üçüncü kilit sevinçle çınlamış. Gümüş Anahtar, Lale'nin kırmızı kurdelesinin yanında ışıldayarak ortaya çıkmış.

Lale anahtarı alıp köye koşmuş, annesinden izin istemiş ve birlikte saraya dönmüş. Anahtar çevrilince yedi pencere birer birer açılmış; kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mor ışıklar bahçeye yayılmış. Erik ağaçları beyaz çiçeklerle donanmış, kuşlar şarkıya başlamış. Kraliçe Suna Lale'ye bir sandık armağan etmek istemiş. Lale, köy çocuklarının okuyacağı küçük bir bahçe kitaplığı dilemiş. O günden sonra Gümüş Anahtar sarayda değil, herkesin görebileceği kitaplığın girişinde asılı durmuş. Çünkü gerçek hazinenin iyilik etmek, sabır göstermek ve kimse görmese bile sözünü tutmak olduğunu herkes öğrenmiş.
